• src nakliyat
  • SERHAT KIRTASİYE&KİTABEVİ ESENYURT
  • SRC SİGORTA

logo

Halifelik nedir? Neden kaldırıldı?

Halifelik nedir? Neden kaldırıldı?

Müslüman toplumlarda devlet başkanlığına hilâfet denmesi, halifenin risâlet görevi hariç Hz. Peygamber’in yerine geçerek onun dünyevî otoritesini temsil etmesi, yeryüzünde dinin hükümlerini uygulamak, dünya işlerini düzene sokmak üzere Allah’ın yeryüzündeki hâkimiyetini veya bütün müminlere ait olan hilâfet ve yetkiyi temsil etmesi gibi sebeplerle açıklanır. Dolayısıyla bu makamdaki kişiye “halîfetü Resûlillâh” da denilmiştir (İbn Sa‘d, III, 183, 281). İlk dönemlerden itibaren halifenin “halîfetullah” (Allah’ın halifesi) tabiriyle anılması temayüllerine rastlanırsa da bunun yaygın bir kullanım olduğu iddiasını (Crone – Hinds, s. 4-23) ihtiyatla karşılamak gerekir. Kaynaklarda, Hz. Ebû Bekir’in kendisine Allah’ın halifesi diye hitap eden bir kişiye tepki göstererek Allah’ın değil Resûlullah’ın halifesi olduğunu ve buna da rızâ gösterdiğini söylediği (İbn Sa‘d, III, 183; Müsned, I, 11), Hz. Ömer ile Ömer b. Abdülazîz’in de aynı şekilde buna karşı çıktıkları (Taberî, IV, 209; Kalkaşendî, Ṣubḥu’l-aʿşâ, V, 445) kaydedilmektedir. Watt, bu rivayetin kaynağını teşkil eden İbn Ebû Müleyke’nin İbnü’z-Zübeyr’in Emevîler’e karşı isyanı sırasında kadılık makamında bulunduğunu, dolayısıyla rivayetin o sıralarda Mekke’de uydurulmuş olabileceğini belirtmektedir (Iran and Islam, s. 572). Halifeye âdeta ilâhî bir yetki ve vekâlet atfeden böyle bir adlandırma İslâm âlimleri tarafından hiç kullanılmadığı gibi kamuoyunda da kabul görmemiştir.

Resûl-i Ekrem hayatta iken hem peygamber olarak Allah’tan aldığı vahyi insanlara tebliğ etmiş hem de müslümanların dünyevî işlerini düzene koymuş, hukukî ihtilâflarını çözümlemiş, ahlâk bakımından onları eğitmiş, siyasî birliğin tamamlanmasından sonra devlet başkanlığı ve ordu kumandanlığı görevlerini üstlenmiştir. İslâm âlimleri Hz. Peygamber’in vefatıyla peygamberliğin sona erdiği, buna karşılık toplumun idaresiyle ilgili diğer işleri bir kişinin üstlenip bunları tek başına veya bazı görevleri yetkili şahıs ve mercilere devrederek yürütmesi, böylece müslümanların düzen içinde yaşamasını temin etmesi gerektiği üzerinde görüş birliğine varmışlardır. Ancak bir kısım âlimler, devlet başkanının İslâm’ın dünyevî ve içtimaî hükümlerini uygulama görevini göz önünde bulundurarak bu işe dinî bir karakter atfederken bir kısmı da insanların siyasî birlik ve düzen içinde yaşamasını ve bu amaçla devlet kurmasını aklî ve tabiî bir ihtiyaç olarak görür.

Kur’an’da ve hadislerde hakka ve adalete bağlı olma, meşveretle iş görme, zulmü önleme, İslâm’ın emir ve kurallarına uygun davranma ve onları uygulamada birlik ve bütünlükten ayrılmama gibi kamu yönetimini de ilgilendiren genel ilkelerden söz edilse de devlet başkanlığı, devlet başkanında bulunması gereken şartlar, bu kişinin görev ve sorumlulukları gibi konularda ayrıntılı hükümler yer almaz. Resûl-i Ekrem’in tatbikatında devlet ve kamu yönetimiyle ilgili birçok örnek vardır. Hz. Peygamber’in vefatından sonra ilk dört halifenin iş başına geliş usulleri ve yönetim tarzları, bunu takip eden Emevî ve Abbâsî iktidarları müslüman âlimler için önemli bir bilgi birikimi ve gözlem konusu olmuş, hilâfetle ilgili görüşler de bu bağlamda dile getirilmiştir. Gerek çeşitli eserlerde ifade edilen görüşler gerekse V. (XI.) yüzyıldan itibaren yazılan “el-ahkâmü’s-sultâniyye” türü eserlerde yer alan ifadeler müslüman âlimlerin kendi şartları, gelenek ve imkânları içinde en iyi yönetim biçimini arama, mevcut sistemi iyileştirme çabaları olarak değerlendirilebilir. Bunun için de krallık, şeflik, mutlakiyet ve saltanat dışında yönetim biçiminin bilinmediği bir devirde halifenin “ehlü’l-hal ve’l-akd” denilen bir kurul veya kesim tarafından seçilmesi, halkın biatının alınması, dinî kuralları açıkça çiğneyen halifenin görevden azli, halifenin ilâhî bir gücünün bulunmadığı ve ümmete ait hâkimiyeti temsil ettiği, ferdî olarak Allah’a karşı sorumluluk taşıması yanında görevi sebebiyle müslümanlara karşı da sorumluluk taşıdığı gibi hususların ele alınıp tartışılması amme hukuku tarihi ve doktrini açısından ileri bir merhaledir. İslâm dini, müslümanların nasıl bir siyasî organizasyon içinde kimler tarafından yönetileceği konusundan ziyade ehil olanın iş başına gelmesi, onun da hak ve adaleti hâkim kılması, ferdî ve uhrevî sorumluluk taşıması, Allah’ın huzurunda hesap vereceğinin bilincinde olması, kötülük, haksızlık ve zulmü önlemesi, katı ve baskıcı olmayıp insanlarla istişare ederek iş görmesi gibi temel esaslar üzerinde durmuş, kişilerin böyle bir dinî ve ahlâkî yetişkinlikte olmasına öncelik vermiştir. Esasen üst bir kurum olan devletin yönetim biçimi ve siyasî yapılanma konuları toplumların gelenek, kültür ve sosyal değerleriyle yakından ilgili olduğundan İslâm dininin bu konularda ayrıntıya girmemesi onun temel niteliklerinin tabii gereğidir. Dolayısıyla İslâm amme hukukçularının hilâfet ve halifeyle ilgili olarak ileri sürdükleri görüş ve önerileri bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Kaynak:/islamansiklopedisi.org.tr
Halifelik nedir? Neden kaldırıldı?

Halifelik, Hazreti Muhammed’in 632 yılında ölümü üzerine onun siyasal ve dinsel görevilerini yürütmek üzere Arabistan’da başlatılan yönetim türüdür. Zamanla İslam çokulusluluğunun sembolü haline gelmiş, tarihi boyunca İslam dünyasını ve büyük Batı devletlerini ilgilendirmiş, 3 Mart 1924’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen yasayla kaldırılmıştır. Yasayı çıkaran TBMM olmakla birlikte yalnız Türkiye’yi ilgilendiren sorunlar nedeniyle kaldırılmamıştır. Bunlar sadece bardağı taşıran damlalar olurken gerçek nedeni, ulus-devletlerin bağımsızlıklarını kendi yönetimleri altında özenle korudukları günümüzde, uluslararası alanda bu kurumun anlamsız kalması, bir başka deyimle Halifeliğin ömrünü tamamlamış olmasıdır. Kaldırılmasının TBMM gündemine getirilmesi ve son kararın burada alınmasının iç ve dış nedenleri vardır. Çok yakın geçmişte Meclisin aldığı bu kararın, hatta bunun Lozan’da yapılan baskı ürünü olduğunun birçok kez gündeme getirilmesi üzerine çoğumuz, bu konuda bilgimizi yoklar olduk. Sorularımızın yanıtlanmasının Halifeliğin niteliği ve niceliği hakkında bilgilenmeyi gerektirdiğini düşünerek, Halifelik ve kaldırılması hakkındaki bazı araştırmalarımı aydınlatıcı olmasını umarak okurlarla paylaşmak istiyorum.

Halifelik İslam aleminin başıdır.Halifelik Ümmetin başıdır.Her dinin,her hareketin,her ideolojinin nasılki bir lideri bir başı varsa İslam Aleminin ve ümmetinin başıda HALİFEdir.

Halifelik makamı 3 Mart 1924’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen yasayla kaldırılmıştır. Yasayı çıkaran TBMM olmakla birlikte yalnız Türkiye’yi ilgilendiren sorunlar nedeniyle kaldırılmamıştır. TBMM’nin kararı  sadece bardağı taşıran damlalar olurken gerçek nedeni İslam düşmanlığı,İslamiyet’in Dünya üzerindeki ônlenemeyen hakimiyeti, ulus-devletlerin bağımsızlıklarını kendi yönetimleri altında özenle korudukları günümüzde, Batı ,avrupa ve diğer dinlerin üstünlüğüne inananlarınin a,uluslara alanda halifelik kurumun anlamsız kalması, bir başka deyimle Halifeliğin ömrünü tamamlamış olmasıdır,diye düşünmüşlerdir.

Etiketler: » »
Share
129 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+7 = ?