• src nakliyat
  • SERHAT KIRTASİYE&KİTABEVİ ESENYURT
  • SRC SİGORTA

logo

Kendi anlık rahatınız için çocuğunuzun tüm hayatını mahvetmeyin

Bir annenin ev içinde yaptığı, hiç yapmak zorunda kalmadığımız için (burada üniversite yıllarını evde geçirip kendisi halledenleri tenzih ederim) ev işlerinin, çoğu zaman ne zorluğunun ne de ne kadar vakit ayırmak gerektirdiğinin farkına varamıyoruz. Ev işlerinin zor ve gerekli olduğu kesin fakat zorunluluk haline gelmesine engel olan bazı durumların olması da gerekli. Bu durumların en önemlisi de çocuğun gelişimi söz konusu ise ayrılması gereken “zamandır (emektir, fedakarlıktır)”…
Hiç bir ebeveynin, ‘eve misafir gelecek ve evi kirli, dağınık görürlerse ayıp olur’ diye hemen hemen tüm zamanını temizliğe vererek çocuğunun uslu (us’suzlaşacağından bihaber olarak) durması için TV başına oturtup kendine zaman ‘kazandırmaya!’ hakkı yoktur. Söz konusu ebeveynin ,çocuk sahibi olmuşlarsa, çocuklarının bilişsel, duygusal ve motor beceriler yönünden gelişip hem kendisine hem de topluma faydalı bir birey haline gelmesi uğruna yapması gerekenlerin farkında olması gerekir. En basit bir söylemle çocuk, bir sorunluluktur; hem kendilerine karşı hem topluma karşı hem de en önemlisi bizzat çocuğun kendisine karşı. Çünkü çocuğun nasıl bir kişilikte veya karakterde olacağına karar vermesi neredeyse imkansızdır. Çocuk anne ve babasının sosyal ve biyolojik bir kopyası durumundadır. Kişiliğinin oturmaya başladığı 0-6 yaş arasında kendisini yaratırken malzemenin neredeyse yüzde doksan dokuzunu anne-babasının kendisine yönelik tavrından, tutumundan, davranışlarından, iletişim kurarken kullandığı sözcüklerden hatta jest ve mimiklerinden alır. Ilkel, biyolojik bir kaç refleks dışında bebeğin dünyaya geldiğinde nasıl davranması gerektiğine dair en ufak bir ipucuna bile sahip değildir. Böyle boş bir levha halinde dünyaya geldiğinde anne babasının her türden hareketi ve davranışı, çocuk için şuan ve ileride kişiliğini oluşturmak ilerletmek için kullanmak “zorunda olduğu” harici uyaricilar niteliğindedir. Zira başka seçeneği yoktur bu durumda. Hal böyleyken gelecekte gurur duyulacak bir evlat halini alması için de sorumluluğun çok büyük bölümünün kendi ellerinde olduğunu kabul edip layıkıyla yerine getirmeleri için ellerinden gelenin epey fazlasını yapmaları gerekmektedir ebeveynlerin.
Çocuğun dışarıdan gelen her türlü uyariciyi beyninin gelişmesi için işlemeye en hazır olduğu zamanlarını tamamen pasif bir alıcı durumunda kalmasına neden olan “televizyonun karşısına oturtulması”, en hafif tabirle çocuk ihmalidir, suçtur!
TV başına oturtulmaya alıştırılmış bir çocuk, TV kaynak olmak üzere sadece monolog şeklinde bir iletişim içinde bulur kendini. Beyin sadece alarak, diğer bir deyişle uyarılarak değil aynı zamanda üretmeye, tepki vermeye zorlayarak gelişir. Oysa TV başında iken çocuk, hiç bir zaman konuşmaya ihtiyaç duymaz sadece dinler. Bu da nitelikli bir iletişimin gelişmesinin önünde çok büyük bir engeldir.
Ayrıca çocuk için tehlikeli sayılabilecek elektronik alet olarak sadece televizyonu suçlu bulmak(!) işin önemini kavrayamamamıza neden olur. Çünkü son zamanlarda mobil telefonlara ulaşmanın oldukça kolay olduğu günümüzde artık tabletler, cep telefonları, bilgisayarlar da tehlike canları çalmaktadır. Ebeveynlerin cocuğunun telefonda oyun aynayabilmesini zeka belirtisi olarak değerlendirmesine şaşmamak elde değil gerçekten. Ve bu yetmiyormuş gibi çocuğunu başka çocuklarla bu yönüyle sözde iyi manada kıyaslaması ise oldukça manidar bir tablo.
Oyunların, çocukların ödül ile öğrenme ve sahip olma ilişkisini temelden sarsıyor. Oyunda çok basit bir kaç hareket ve bilişsel beceri ile elde ettikleri ganimet veya ödüllerle, oyunun ileriki seviyelerinde de hep daha fazlasını isteyecektir. Gerçek hayatta da aynı basit davranışlarla ödüllendirilmek isteyecektir. Bu isteği yerine getirilememeye başlandıkça çevresini daha az doyum verici ve ilgi çekici bulacaktır. Geriye çevresine tahammülsüz ve çoğu şeyden tatmin olamayan bir kişi olmaya aday olacaktır.
Internet bağlantısı ile erişilen sosyal medya çocukları daha çok küçük yaşta iken etkisi altına almaya başladı. Facebook, Instagram gibi programlar ile herkesin kendisinin en güzel, en şık, en ayrıcalıklı, en imrendirici, en fazla eğlendiği anlarını fotoğraflayıp başkalarıyla paylaşarak: “işte ben burdayım! Ben hep böyle eğlencelerdeyim, hayatım mükemmel. Hiç bir derdim ve endişem yok. Ben işte böyle yakışıklı veya güzelim. Benim takıldığım ortamlarda ve standartlarda sen de yaşayabilir misin?” imalı, subliminal mesajlara maruz kalarak kendisi de fotoğraflarda olanlar gibi olmaya çalışıp çoğu zaman ailesinin bütçesini çok aşarak kapitalizmin en güzide üyesi olmaya hak kazanmıştır. Bundan böyle üzülerek belirtmek durumundayım ki fimlere konu olmuş bu ve buna benzer senaryolar hiç de kurgu değildir!

Etiketler: » »
Share
1675 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Zaferle değil, Seferle mükellefiz

    06 Şubat 2019 GENEL, GÜNDEM, SON DAKİKA, YAZARLAR

    Yenidünya İdealine Doğru: Safımızı Belirleyelim -zaferle değil, seferle mükellefiz - Mehmet Nuri KAYNAR BESAM Başkanı www.besam.org.tr Dünya mazlumlarının elleri gökyüzüne, gözleri ise Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu boşa çıkaramayız. Ya başaracağız. Ya başaracağız. Aksini düşünmek bile istemiyorum. Eğer üzerimize düşenleri yapmaz ya da yapmaya güç yetirip de çeşitli mazeretlerin cazibesine kapılıp yapmaktan imtina ettiklerimizden dolayı bu diriliş sekteye uğrarsa bunun hesabını yaradan rabbimize veremez, ümmeti olmaktan şeref duyduğumuz Pe...
  • Sen Sor Ben Anlatayım’ın Konuğu Yazar İlknur Işık

    04 Şubat 2019 EĞİTİM, GENEL, GÜNDEM, SON DAKİKA, YAZARLAR

    İnci GEÇKİL: İnci Geçkil’in Sen Sor Ben Anlatayım Bu Hafta Ki Konuğu Yazar İlknur Işık.... İnci Geçkil: Öncellikle hoş geldiniz sorumuza ilk önce şöyle başlayalım. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? İlknur Işık Kara kimdir? İlknur Işık: Hoş buldum, 1970 KDZ EREĞLİ doğumluyum. Marmara Üniversitesi Hemşirelik Bölümü mezunuyum. Yirmi sekiz yıl sağlık sektörünün farklı alanlarında hizmet verdim.(Klinik -yoğun bakım , 112 ve eğitim hemşireliği, birim sorumluluğu, yöneticilik, SHKS değerlendiriciliği vb… Beden dili ve iletişim, vizyoner lid...
  • Sor Ben Anlatayım Bu Hafta Ki Konuğu Yazar Serpil Emre Gündoğdu…

    16 Ocak 2019 GENEL, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT, YAZARLAR

    İnci Geçkil’in Sen Sor Ben Anlatayım Bu Hafta Ki Konuğu Yazar Serpil Emre Gündoğdu... İnci Geçkil: Öncellikle hoş geldiniz sorumuza ilk önce şöyle başlayalım.Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Serpil Emre Gündoğdu kimdir? Serpil Emre Gündoğdu: Merhaba. Öncelikle bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyorum. 14 yıl önce evlenip, iki sene vize bekledikten sonra Hollanda’ya gelin olarak geldim. Zaten kitabı okuyanlar bu kısmını biliyorlar. Ama bilmeyenler için ise sekiz çocuklu bir ailenin en son çocuğuyum. Aslen sivas’liyim. İki çoc...
  • ENGELLER EĞİTİM İLE AŞILIR

    04 Aralık 2018 EĞİTİM, GENEL, GÜNDEM, SON DAKİKA, YAZARLAR

    Eğitimci Yazar Yunus AKDEMİR yazdı... ENGELLER EĞİTİM İLE AŞILIR 3 Aralık, BM tarafından 1992 yılında alınan kararla engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması amacıyla ‘Uluslararası Engelliler Günü’ olarak ilan edilmiştir. Dünya nüfusunun yaklaşık %15’i engelli bireylerden oluşmaktadır. Bu orana göre, tüm dünyada yaklaşık 1 milyar engelli birey olduğunu görülmektedir. Nüfusun yaşlanması ve kronik hastalıkların artması, sağlıksız beslenme ve stresli bir yaşam tarzı ile engelli sayısı giderek ar...