• src nakliyat
  • SERHAT KIRTASİYE&KİTABEVİ ESENYURT
  • SRC SİGORTA

logo

Okullar Açılırken Öğretmenlerim için Öneriler.

Okullar Açılırken Öğretmenlerim için Değişik Kaynaklardan Derlediğim Öneriler. —-Sınıfınızda, her seviyedeki sınıfa uyarlanabilecek “İlk Gün Karşılama Stratejisi”ni uygulayarak, okuldaki ilk günlerinde öğrencilerinizin stresini azaltın! Bunun için Sünger Bob’dan bile yardım alabilirsiniz…

Anaokulu öğrencilerinden üniversite öğrencilerine kadar tüm öğrenciler, okulun ilk gününde birçok karışık duyguyu bir arada yaşar. Öğrenciler ilk gün öğretmenleriyle, diğer öğrenci arkadaşlarıyla tanışmanın ve önlerindeki yıl hakkında bilgilendirilmenin getirdiği heyecan ve endişe ile doludur. Onlara, siz ve sınıf arkadaşları tarafından iyi karşılandıklarını hissettirerek, üzerlerindeki endişeyi azaltmak için bu ilk gün karşılama stratejisini uygulayın.

İlk Gün Karşılama Stratejisi

1. Sınıfa girerken her öğrenciyi göz teması kurarak ve ellerini kuvvetlice sıkarak karşılayın. Kendinizi tanıtmak için zaman ayırın ve kendilerini tanıtmalarına olanak tanıyın. Eğer gerekirse onlara, kendilerini tanıtmaları için yol gösterin.

2. Öğrencilerin sınıfta istedikleri yere oturmalarına izin verin. Onları gruplamadan önce yapılacak en iyi şey, sınıftaki konumlarını ve hangi öğrencilerin beraber oturduğunu gözlemlemektir. Öğrenciler oturdukları yeri seçme şansları olduğunda kendilerini daha rahat hissederler. Bazı öğrenciler sınıfın ön sıralarında kendilerini güvende hissederken, diğerleri önceden tanıdıkları birinin yanında oturmayı tercih edebilirler.

3. Tüm öğrencilerle birlikte, birbirinizin ellerini tutarak veya tutmadan, bir daire oluşturun. Onlardan isimlerini söylemelerini ve belli bir soruyu cevaplamalarını isteyin. Sorular, en sevdikleri televizyon programı, spor, yemek veya renk hakkında olabilir. Seçenekler sonsuzdur. Örneğin; Benim adım ……… ve en sevdiğim çizgi film, Sünger Bob.

4. Öğrencileri, cevaplarına göre gruplara ayırın. Her grupta 4-5 kişinin olmasını sağlayın. Gruplandırma sırasında yaratıcı olmanız gerekebilir. Örneğin, eğer en sevdikleri çizgi filmi sorduysanız ve sadece biri Sünger Bob’u seçtiyse, onu Sünger Bob’a benzer bir çizgi film grubuna yerleştirebilir veya öğrenciden, verilen cevaplar arasından başka bir çizgi film seçmesini isteyebilirsiniz.

5. Daha küçük gruplara ayırdıktan sonra, öğrencilerden, kendilerini birbirlerine tanıtmalarını isteyin ve her öğrenci, en sevdiği televizyon programı hakkında sevdiği bir özelliği söylesin.

6. Öğrenciler en sevdikleri televizyon programı hakkında beraber bir resim yapsınlar ve bu programı neden sevdiklerine dair birkaç cümle yazsınlar.

7. Her grup, seçtikleri televizyon programı hakkında neyi sevdiklerini sınıfa sunsun ve yaptıkları resmi göstersin.

Bu uygulama, yaklaşık 1 saat sürecektir. Bu etkili çalışmada öğrenciler hem tüm sınıf arkadaşlarına tanıtılmış olur, hem de kendi gruplarında olan dört-beş öğrenci ile daha yakın bir ilişki kurarlar. Kendilerini daha rahat hissederler, çünkü en azından bir öğrenciyle aralarında bağ oluşur ve artık teneffüste veya öğle yemeği sırasında paylaşabilecekleri bazı ortak beğenileri ve deneyimleri vardır. okulun ilk günOkulun ilk günü öğretmenler için zor bir gündür. Sınıflara giren öğrencilerin düzen sorunu, okulun sorunu, ilk gün derse başlamama yönündeki öğrenci yargısı… Sınıftaki öğrencilerin birbirini uzun süre görmemesi ile birlikte gelen muhabbet etme isteği bir yana yeni başlayan öğrenciler üzerindeki şaşkınlık ve merak duygusu oldukça zor bir günü beraberinde getirir. Her ne kadar zor görünse de öğretmen için üstesinden gelinmeyecek bir konu değildir.

Her ne kadar müfredat gereği ilk hafta derse başlanılması gerekse de bence ilk hafta eğitici oyunlar, etkinlikler, tartışmalar ve konuşmalar ile geçirmek oldukça önemlidir.

Buzları Kıralım

İlk ders umut isimli yazımızı çok beğenmiştiniz, ilk hafta yapabileceğimiz etkinlik var mı şeklindeki sorulara ise özellikle beşinci sınıflarda şu kapanış etkinliklerini öneriyoruz. Fakat sürekli etkinlik ve oyun yerine öğrencilerin ufkunu açacak konuşmalar da yapmak gerekir. Örneğin bir matematik öğretmeninin matematik öğrenme ile ilgili sosyal adalet üzerine konuşması güzel olur.

Eğer ilk defa okulunuza gelen öğrenciler ile dersiniz varsa kapanış etkinlikleri sınıf içindeki buzların kırılması için oldukça önemli bir vazife görür. Bunun yanında kişilerin birbirine ısınması için de önemlidir. Sonuçta birbirini tanımayan, öğretmenini tanımayan öğrenciler ve öğrencilerini tanımayan öğretmen bir arada. İletişim kurmak ve bu iletişimi artırmak önemli olacaktır.

Yaz tatiliniz nasıl geçti?

Sene başı etkinliklerinin vazgeçilmezi olan “Yazın ne yaptın” sorusunu da es geçmemek lazım aslında. Vakit geçirme amacı yoğun bir soru gibi karşınıza çıksa da aslında böyle değildir. Kişilerin boş vakitlerini nasıl geçirdikleri, ne ile ilgilendikleri ve bunun sonucunda ne elde ettiklerini öğrenmek sizi o kişi ile ilgili çok önemli ipuçları verecektir. Çoğu kişi her ne kadar kitap okudum, müzik dinledim, resim yaptım falan dese de bir o kadar da boş vakit geçiren kişi ile karşılaşabilirsiniz.

Bu sene neler yapacağız?

Bir kısım öğrenci ise sene içi konuları merak edecektir. Özellikle sınavlara hazırlanan kesimde bu oldukça önemlidir. Çünkü tüm odaklarını bu sınava vermişlerdir. Yapılması gereken ise dersin işlenişi, konuların durumları, çalışma teknikleri veya başarılı olma tüyoları ile ilgili güzel ve açıklayıcı bir anlatım yapmaktır. Unutmadan geçmemek gerekir ki birçok öğrenci de notlara takılacaktır. Bu noktada not verme stilinize de değinmek gerekir.

Eğer öğrencileri tanımadığınızı düşünüyorsanız o zaman bir değerlendirme (seviye belirleme testi) yapmanız önemli. Geçen senenin konularından oluşan bu sınav onların hazırbulunuşluk düzeyini size gösterecektir. Böylece nasıl başlamanız gerektiği konusunda da bir fikriniz olabilir. Fakat çoğu öğretmen bunu ders içinde ölçmeyi tercih etmektedir. Özellikle de deneyimli öğretmenler.

5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?

Bu soru aslında biraz garip. Neden 3 değil de 5 mesela? Neyse o konuya girmeden öğrencilere bu soruyu sorabilirsiniz. Tabi bu soruyu değiştirmek gerek. Örneğin 2 ay sonra, dönem sonunda, sene sonunda gibi. En azından öğrencilerin dersinizden beklentisini öğrenebilirsiniz. Böylece öğrencilerin derse karşı motivasyonlarını da öğrenmiş olabilirsiniz.

Kurallarımız her şeydir!

Bir öğretmen için en önemli şey sınıf kültürünü oluşturmaktır. Özellikle de rehberlik ettiğiniz sınıf ise bu daha çok önemlidir. Sınıf kültürünü oluşturmak ise bizzat öğretmenin elindedir. Sınıfın öğretmene göre hareket ettiğini düşünürsek oldukça bir konuma sahiptir sınıf kültürü. Bu kültürü oluşturmak, değiştirmek veya yön vermek zorlu ve uzun bir süreç olacaktır. Bunun için kendinizi, kırmızı çizginizi, sınırlarınızı öğrenciler ile paylaşın. Sınıf içi onayladığınız ve onaylamadığınız konuları anlatın. Onların bunu anlaması ve sizin ideal öğrenci tipini oluşturmanız aşamasında biraz sancılı bir süreç gelişebilir fakat sonrasında pes eden öğrenciler olacaktır. Siz de istediğiniz sınıf kültürünü oluşturmuş olacaksınız.

ÖĞRETMENLERİN OKULUN İLK GÜNÜNDE ASLA YAPMAMASI GEREKEN 14 ŞEY.
ÖĞRETMENLERİN OKULUN İLK GÜNÜNDE ASLA YAPMAMASI GEREKEN 14 ŞEY

öğretmenlerOkulun ilk günü. Öğrenciler üzerindeki ilk etkiyi yaratmak için tek şansınız. Öğrencileriniz ya size ve sınıfınıza karşı ilgi, enerji ve heyecan dolu olacaklar ya da tekrar geri gelmekten korkacaklar. Ve nadiren ikisinin arasında bir durum söz konusu olacak.

Eğer ilkini tercih ediyorsanız, yapmanız gereken pek çok şey var. Ama eğer aşağıdakilerden uzak durursanız başarılı olmamamız pek mümkün değil. İşte okulun ilk gününde asla yapmamanız gereken 14 şey:

1 – Öğrenci el kitabını okumak

El kitabını öğrencilerinize dağıtın ve eve götürmelerini, ebeveynleriyle birlikte göz atmalarını ve onlara imzalatmalarını söyleyin. Onlara bunun değerini hatırlatın ve sonra konuyu kapatın.

2 – Sınıf kuralları hakkında konuşmak

Önemli olan tek bir ilke var: Size nasıl davranılmasını istiyorsanız, herkese öyle davranın. Bütün yıl boyunca bunun üzerinde çalışın. Kısa bir süre sonra nazik ve saygılı bir öğrenci topluluğunuz olacaktır.

3 – Ders programı dağıtmak

Müfredata odaklanmak için 150′den fazla okul gününüz daha var. Birinci günde bunu yapmaktan kaçının. İlk gününüzü iyi ilişkiler kurmaya, kendinizle de dalga geçebildiğiniz mizah anlayışınızı göstermeye ve en önemlisi öğrencilerinizin kim olduğunu öğrenmeye ayırırsanız, çok daha iyi bir iş çıkarırsınız.

4 – Oturma yerlerini belirlemek

Elbette karşınızdaki çocukların kimler olduğunu henüz bilmiyorsunuz ve kendinizi, onları alfabetik sıraya göre ya da önceden hazırlanmış başka bir oturma düzenine göre oturtmak zorunda hissediyorsunuz. Bunu unutun. İçeri girdiklerinde onlara, nereye isterlerse oraya oturabileceklerini söyleyin. Öğrencilerinizi tanımaya başladıkça, hem onlar hem de sınıfınız için uygun bir yere oturtmaya başlayabilirsiniz.

5 – Öğrencileri klasik sıra düzeninde oturtmak

Sıralar halindeki masalar ve sandalyeler, “Öğretmen ders vermeye niyetleniyor” diye bağırır. Bu mesajı gönderirseniz, daha öğrencilerinize “Merhaba” bile demeden çoğunu baştan kaybedebilirsiniz.

6 – Ders kitaplarını dağıtmak

Üçüncü madde de hatırlattığım gibi ders anlatmak için tam dokuz ayınız var. Çocukları eve sırtlarında 15 kiloya yakın bir ağırlıkla göndermek, testler hakkında konuşmaktan (bakınız 7′inci madde) çok daha hızlı heveslerini kıracaktır.

7 – Testlerden bahsetmek

Öğrenciler de neredeyse öğretmenler kadar testlerden nefret eder. O halde neden okulun ilk gününde bu konuyu açasınız ki?

8 – Öğrencilerinizin isimlerini öğrenmeniz için haftalar geçmesi gerektiğini söylemek

Çok uzun yıllar öğrencilere birinci günde şunu söyledim: “İsimlerinizi öğrenmem muhtemelen şimdiye dek tanıdığınız herkesten çok daha uzun sürecek. Bu konuda gerçekten çok kötüyüm.” Arkamdan “Ne beceriksiz biri!” diye fısıldaştıklarını duyabiliyor musunuz? Eğer bu günleri tekrar yaşayabilseydim, bulabileceğim her “Yeni Başlayanlar İçin Hafıza” kitabını okur ve daha ikinci günde 130 ismin hepsini birden öğrenmek için kendimi zorlardım. Bu konuda çok kötüyüm demek çok acınası bir bahane çünkü.

9 – Öğrencileri iğnelemek

Öğretmenlik kariyerimin ilk yıllarında, en az iki ya da üç öğrenciye daha ilk günde “Umarım dil bilgisinde kız kardeşinden daha iyisindir” gibi “ahmakça” şeyler söylerdim. Bu tür “gafları” yumuşatacak tek bir mimik bile yoktur. Unutmayın, bu tür alaycı şakalardan uzak durun ve bütün öğrencilerinize her biri benzersizmiş gibi davranın. Çünkü biliyor musunuz, zaten öyleler.

10 – Bir meslektaşınızı kötülemek

1990′ların ortasında okulun ilk gününde, bir yedinci sınıf öğrencisi çok fazla yazı yazıp yazmayacaklarını sordu. Ben de yazacaklarını söyledim. “10 cümlelik paragraflar yazmak zorunda mıyız?” diye karşılık verdi. Benim şaşırdığımı görünce benden önceki öğretmenin 8-10 cümlelik paragraflar yazmalarını istediğini anlattı. “Bu çok saçma” dedim. “Bunu söyleyen her kimse kesinlikle yanlış bir şey yapmış.”

Bir uzman gibi görünmeye çalışırken, mükemmel bir öğretmenin çabalarını aşağılayan “çok bilmiş” biri gibi oldum. Bu arada muhtemelen kendi güvenilirliğime de zarar verdim. Bir meslektaşınız ne yaparsa yapsın, öğrencilere, öğretmenlerin yaptığı her şeyin bir sebebi olduğunu söylemek en iyisidir. Siz de eşit derecede iyi bir sebepten dolayı farklı bir şey yapabilirsiniz.

11 – Öğrencilerden kendilerini tanıtmalarını istemek

Utangaç çocukları uzaklaştırmanın en iyi yolu ayağa kalkıp kendilerini tanıtmalarını istemektir. Okulun ilk günündeki bütün birbirini tanıma aktiviteleri isteğe bağlı olmalıdır.

12 – Çok fazla konuşmak

Herhangi bir öğrenciye okulun ilk gününde yaşanma olasılığı en yüksek şeyin ne olduğunu sorun. Size, öğretmenlerin kurallar, prosedürler, ders kitapları ve ödev hakkında konuşacaklarını, hatta daha da fazla şey hakkında konuşacaklarını söyleyeceklerdir. Öğrencilerinizin sizi sevmelerini ister misiniz? Tabii ki sizi sevmeleri çok önemli. O zaman beklenmeyen bir şeyler yapın ve sınıfın ilk dakikalarına eğlence katın. Konuşmayı bırakın. Bırakın onlar konuşsunlar. Siz dinleyin.

13 – Ödev vermek

Kötü bir öğretmen olduğum zamanlarda birinci gün ödevi vermek, benim en favori yöntemlerimden biriydi. “Çalışmak için buradayız” diye esip gürlerdim “ve çalışmaya hemen başlamalıyız.” Ardından homurdanmalar ve iç çekmelerden oluşan bir koro duyardınız. Ben kendimi zafer kazanmış gibi hissederdim ve öğrencilerimin benden çoktan nefret ettiklerini ve derslerime gelmeyi dehşet içinde beklediklerini fark edemeyecek kadar “cahildim”.

14 – Surat asmak

Öğrencileri yüzünüzde bir gülümsemeyle karşılayın. Heyecanlanın. Öğrencilerin şüpheleri vardır; korkuları vardır. Güvenli ve mutlu bir yerde olduklarını bilmelerini sağlayın.

Öğretmenlerin ilk günde kaçınmaları gereken başka şeyler de var, ancak bunlar en önemlileri.

Öğrencilerinizin güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirmek için önünüzde daha pek çok gün var. Testleri ve sınavları tartışmak için önünüzde daha pek çok ay var. Ders kitaplarını derinlemesine incelemek için önünüzde haftalar var.

Okulun ilk günü yeni ilişkiler kurmaya ve keyif almaya ithaf edilmelidir.

Hedefiniz öğrencilerinizin o akşam eve gidip ailelerine, “….. dersini çok seveceğim çünkü öğretmen harika biri!”demeleri olsun. (Boşluğu kendi konunuzla doldurun.)

Bu hedefe ulaşın. İşte o zaman gerçekten muhteşem bir okulun ilk günü yaşarsınız.öğretmenin en önemli görevi; öğrencilere eğitimi sevdirmek. “Öğretmeni sevmek ile okula, derse ilgi duymak ve başarılı olmak arasında yüksek bir ilişki var” , öğretmenlerin yapması ve yapmaması gerekenleri şöyle sıralıyor:

İLK GÖZLEM ÇOK ÖNEMLİ

İlk gözlem önemli olduğu için öğretmenler her gün özenerek giyinmeli. Okulun ilk gününde, abartmamak kaydıyla bu özen daha fazla olmalı. Öğrencilerini mümkünse sınıfın kapısında, bir ev sahibinin misafirini karşıladığı gibi güler yüzle, mutlu olduğunu belli ederek ve söyleyerek karşılamalı. Olanaklar ölçüsünde ikramlar da yapabilirler.

TANIŞMA MONOTON OLMAMALI

İlk günkü tanışma da çok önemli. Öğrencilerle tanışma monoton şekilde yapılmamalı, öğretmenin yaratıcılığıyla ilerlemeli. Çocuklar; anlayışlı, sevgi ve saygı dolu, aynı zamanda disiplinli bir öğretmenle karşı karşıya olduklarını ilk derste hissedebilmeli. Öğretmen daha ilk gün duruşuyla, bilgisi ve görgüsüyle öğrencilerine güven vermeli, onlara birlikte geçirecekleri öğrenme saatlerinin çok verimli olacağını hissettirmeli.

EĞLENCELİ BİR ETKİNLİK

Öğretmen, okulda varoluş nedeni olan öğrencilerine kavuştuğu için her zaman heyecanlı ve enerji dolu olmalı. Heyecanını ve enerjisini kaybeden bir öğretmenin, öğrencilere verebileceği bir şeyin olmayacağı bilinmeli. Öğretirken haz almalı, mutlu olmalı ve bunları da öğrencilerine hissettirebilmeli. Branşı ne olursa olsun derse yönelik ilgi çekici, oyunla karışık bir etkinlik yaptırmalı ki, çocuklar ilk günden o dersten korkmasın ya da hafife almasınlar. Eğlenerek öğreneceklerinin farkına varsınlar.

ÖNCE SOHBET

İlk gün kesinlikle ders yapılmamalı. Ders yapmak için bolca zamanı bulunduğunun farkında olarak; öğretmen kendisini ‘öğrencilerin bilmesi gerektiği kadarıyla’ tanıtmalı, ardından kendilerini tanıtmalarına fırsat vermeli. Çekingen olanları konuşmaya teşvik etmeli, öğrencileri ile gelecek planları, tatilleri gibi konularda konuşmalı. Sohbet sonunda, birlikte geçirecekleri bir yılla ilgili hedeflerden onları haberdar etmeli. Dersin içeriği, sınavlar, kazanacakları edinimler hakkında açıklayıcı bilgiler vermeli. Sınıf kuralları da ilk gün öğrencilerle belirlenmeli.

‘DERS ZOR’ MESAJI VERMEK YANLIŞ

Kendisinin ve dersinin zor olduğunu söyleyerek öğrencileri korkutmamalı. Tam aksine çalışan herkesin başarılı olacağı, hepsinden başarı beklediği ve buna inandığı mesajını vermeli.

ONLARI DİNLEMEK VE DİKKATE ALMAK GEREKİR

Hemen ilk günden ödev vermekten kaçınılmalı. Eğer öğrencileriyle yeni tanışıyorsa, ders işleyiş stilinden, beklentilerinden bahsetmeli, aynı şekilde onların bu dersten beklentilerini dinlemeli ve dikkate almalı.

ÖĞRENCİLERE İSİMLERİYLE HİTAP ETMEK ETKİLEYİCİ OLUR

Öğrencilere ismiyle hitap etmek çok önemli. Daha okullar açılmadan öğrencilerin ismini kayıt evraklarından öğrenmek ve ilk anda ismiyle hitap etmek onları çok olumlu yönde etkileyebilir.

ARKADAŞMIŞ GİBİ GÖRÜNMEMELİ

Okulda ilk gün öğrencilerle arkadaş(mış) görünümü vermemeli. İstese de arkadaş olamayacağını, zaten onların gerçek dostlarının bulunduğunu hissettirmeli. İlgili, samimi, prensipli ve disiplinli olduğunu öğrencilerine yansıtmalı.

ROL MODEL OLARAK DAVRANIŞLARA DİKKAT!

Çocuklara ve gençlere insan olmanın gereklerini öğretemeyen bir eğitimci başarısız demektir. Görevi çocuk ve gençleri eğitmek ve öğretmek olan bir öğretmen, her yönüyle öğrenciler için önemli bir rol modeli olarak söz ve davranışlarına dikkat etmeli.

Okula gitmek istemezse ne yapmalısınız?
Çocuk okula gitmek istemiyorsa, onun anne-babası ya da güven duyduğu biriyle okula gitmesi desteklenmeli. Gerektiğinde bu kişi, çocuk kendini rahat hissedinceye kadar kısa bir süre sınıfta oturmalı, kademeli olarak sınıf kapısının dışında, okul kantininde ve daha sonra da okul bahçesi gibi uzaklıklarda durmalı. Çocuk ısrarla sınıfa girmek istemiyorsa; ilk günlerde okulun bahçesine, sonra okul içine, daha sonra sınıfa sokulması; önce bir saat, sonra yarım gün, sonra tam gün okula gitmesi sağlanarak, adım adım okulla buluşturulması çocuğun korkusunun azalmasına yardımcı olur. Okula gitmeme durumu ne kadar uzarsa, sorunun çözümü o kadar zorlaşır. Çocuğun mümkün olduğu kadar çabuk, yeniden okula devam edebilmesini sağlamak gerekiyor. Okul kaygısı tüm bu yaklaşımlara rağmen devam ediyorsa, konuyla ilgili kuruluşların yanında bir çocuk psikiyatri uzmanına da yönlendirilmesi gerekir. ÖĞRETMENLERİN İLK DERSTE UZAK DURMALARI GEREKEN 15 ŞEY

İlk dersiniz o kadar önemlidir ki, o derste öğrencilerinizi kazanabilir veya kaybedebilirsiniz. Eğer öğrencileriniz üzerinde yıl boyu sürecek bir etki bırakmak ve onların dersinize ilgi göstermelerini istiyorsanız aşağıdakilerden uzak durunuz:

1. Sınıfa, sinirli bir şekilde, ağır ağabey rolünde girmeyin. Unutmayın ki, öğrencilere güven verecek ve belki diğer meslektaşlarınızdan sizi ayıracak bir şekilde sınıfa girmeniz çok daha etkili olur.

2. Öğrencileri asık bir surat ve kısık bir ses ile selamlamayın. Öğrenciler bunu kendilerine değer verilmediği anlamında düşünürler.

3. Sınıfa girdikten sonra hemen öğretmen masasına oturup defteri yazmaya ve yoklama yapmaya koyulmayın. Öğrencilerle göz teması kurmak ve hemen iletişime geçmek işinizi kolaylaştırır.

4. Kendinizi övmeyin; yaptıklarınızı, becerilerinizi, ne kadar iyi bir öğretmen olduğunuzu abartarak anlatmayın. Siz sadece kendinizi tanıtın onlar sizi anlayacaktır.

5. “Ben aslında tıp/hukuk/mühendislik okuyacaktım ama sınavda cevapları kaydırdım/tercihlerde yanlışlık yaptım” gibi öğretmenliği küçümseyen sözlerden sakının. İstemeden öğretmen olsanız bile bunu öğrencilerinize belli etmemeniz gerekir. Öğrenciler öğretmenliği sevmeyen birinden bir şey öğrenemez ve onu rol model almazlar.

6. Kendinizi tanıtırken ayrıntıya girmeyin, özel konulardan bahsetmeyin, ailevi sorunlarınıza girmeyin. Öğrenciler kendilerini ilgilendirmeyen konuları sizden dinlemek istemezler.

7. Hep aynı şeyleri tekrar etmelerini isteyerek öğrencilerden kendilerini sırayla tanıtmasını istemeyin. Bunu sizin dışınızda diğer arkadaşlarınızın da yaptığını/yapacağını unutmayın. Klasik kendini tanıtma etkinliği yerine öğrencilerin keyif alacağı alternatif tanışma etkinlikleri yapmanız çok daha iyidir.

8. “Geçen seneki öğrenciler çok tembel ve/veya yaramazdı, siz öyle olmayın.” gibi cümleler kurmayın. Öğrencileri isteksiz hale getirecek, morallerini bozacak, motivasyonlarını olumsuz etkileyecek sözlerden sakının. Onlarla iyi anlaşabileceğinizi, hep birlikte başarılı olabileceğinizi söylemek çok daha işe yarar bir yoldur.

9. Daha ilk derste kendi ilkelerinizden ve sınıf kurallarından bahsederek öğrencilerinizi kendinizden ve dersinizden uzaklaştırmayın. İlk derste birkaç ilkenizden bahsedebilirsiniz ama sınıf kurallarını, sorunlar yaşandıkça, ihtiyaç oldukça öğrencilerinizle birlikte oluşturmak üzere zamana bırakın.

10. Hemen ders işlemeye başlamayın. İlk derste öğrencilerle sohbet etmek, onları dinlemek ve tanımaya çalışmak ders işlemekten çok daha doğrudur.

11. Alfabetik isim sırasına veya sınıf listesine göre zorunlu bir sınıf oturma düzeni oluşturmaktan kaçının. Öğrencilerinize istedikleri yerde oturabileceklerini söyleyin. Bu davranışınız onları rahatlatacaktır. Öğrencilerinizi tanıdıkça, oturmaları için uygun olan yerleri, onlarla birlikte belirlemeniz daha uygun bir yöntemdir.

12. Öğrenciler sormadıkça sınavlardan, ödevlerden, notlardan, karnelerden bahsetmeyin. Öğrenciler not kaygısı yaşamadan okulda bulunmaktan çok hoşlanırlar.

13. “Öğrenciyi baştan boş bırakmamak gerekir” düşüncesiyle, ilk günden onlara ödev vermeyin. Ne kadar yararlı olursa olsun ilk gün verilen ödevden hayır gelmez; sadece kendinizden ve dersinizden öğrenciyi soğutmuş olursunuz.

14. Öğrencilerinize okulunuzu, okul yöneticilerini, öğretmen arkadaşlarınızı kötülemeyin. “Bazı aksaklıklar olabilir ama hep beraber daha iyi olmaya çalışıyoruz” gibi onları ümitlendirecek, okula ısınmalarını, öğretmenlerini ve okul yöneticilerini sevmelerini sağlayacak sözler söyleyin.

15. Asla herhangi bir dersmiş gibi giyinmeyin. İlk hafta girdiğiniz bütün derslerde giyiminize dikkat edin. Mümkün olduğu kadar gösterişten uzak ve sade ama bir o kadar da kaliteeli, temiz ve düzgün giyinin. Başarı İçin Öğretmenlere Tavsiyeler
Afyon Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya göre sınıfta öğrencilerin gösterdiği istenmeyen davranışların başında yüzde 78 ile dikkatini toplayamamak, yüzde 77.6 ile bir yerde uzun süreli oturamamak ve yüzde 73.8’le ödevlerini eksik yapmak geliyor. Peki öğretmenler sınıf içinde çok sık karşılaştıkları istenmeyen davranışları önlemek için nasıl bir yol izlemeli?

Uzmanlara göre öğrenciye aktif olma ve sorumluluk fırsatı vererek istenmeyen davranışlar engellenebilir. Öğretmenin yapmaması gereken en önemli davranış ise hataları görmezden gelmek.

Kocatepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Ergün ve araştırma görevlisi Aslı Yüksel’in, Afyon’ da 41 okulda 270 sınıf öğretmeni üzerinde yaptıkları araştırmada sınıfta öğretmenlerin en çok şikâyetçi olduğu öğrenci davranışlarını belirledi. Araştırmada istenmeyen davranışların sebepleri ve öğretmenlerin göstermesi gereken tepkilere de yer verildi.

Öğretmenin tepkisi uyarmak

Araştırmaya göre sınıfta en fazla görülen ‘istenmeyen öğrenci davranışları’ şöyle: Yüzde 78 ile dikkatini toplayamamak, yüzde 77.6 ile bir yerde uzun süreli oturamamak, 73.8’le ödevlerini eksik yapmak, yüzde 72’yle derse aktif katılmamak ve kavga etmek, yüzde 70.1’le arkadaşlarını meşgul etmek, yüzde 69.2 derste sıraların arasında dolaşmak, yüzde 68.2’yle görevi yarıda bırakmak, yüzde 62.6 dersten başka şeylerle uğraşmak. Bu davranışlarla karşı karşıya kalan öğretmenlerin büyük çoğunluğu ise yukarıdaki bütün durumlarda öğrenciyi uyarma yolunu seçiyor.

25 yıllık öğretmen korkutuyor

Öğretmenlerin eğitim durumuna göre sınıfta sergilenen öğrenci davranışlarında artma ya da azalma görülebiliyor. Örneğin ön lisans mezunu öğretmenlerin sınıflarında ‘verilen bir ödevi yarıda bırakma ya da yerine getirememe’ davranışı daha sık görülüyor. 25 yıllık öğretmenlerin sınıflarında ise ‘sorunun cevabını bildiği halde parmak kaldırmaya ce saret edememe’ davranışının görülme sıklığı artıyor. Çalışmayı gerçekleştirenlerden araştırma görevlisi Aslı Yüksel, bu bilgileri şöyle yorumluyor: “‘Verilen bir görevi yarıda bırakma’ davranışının ön lisans mezunu öğretmenlerin sınıfında görülmesinin nedeni öğretmenlerin sınıflarında yeterince otorite kuramamalarından ya da öğrenciye yapması için verdiği görevleri zamanında kontrol etmemesinden kaynaklanıyor olabilir. ‘Sorunun cevabını bildiği halde parmak kaldırmaya cesaret edememe’ davranışının yüksek kıdemli öğretmenlerin sınıflarında görülmesinin nedeniyse, mesleki kıdemi fazla olan öğretmenlerin sınıf yönetimi konusunda daha tecrübeli olması. Öğretmenin meslek kıdemi arttıkça sınıf yönetimi konusunda daha katı kurallar uyguluyor ya da daha fazla otorite kurmaya çalışıyor.”

İstenmeyen davranışlara neden olan pek çok sebep var. Bu etkenler sınıf dışı ve sınıf içi etkenler olmak üzere iki grupta toplanıyor. Prof. Dr. Mustafa Ergün ve araştırma görevlisi Aslı Yüksel’in çalışmasına göre istenmeyen davranışlar şu gruplara ayrılıyor:

Sorun olmayan davranışlar: Kısa dikkatsizlikler. Ders anlatım etkinliklerinde bazı öğrencilerin konuşması, ödev üzerinde çalışırken kısa aralar vermeleri gibi ortak davranış örneklerinden oluşur. Bunlar öğrencilerin kısa duraksamalarıdır ve öğrenme ve öğretimi etkilemez.

En küçük sorunlar: Sınıf işlemleri ve kurallarına karşı olan davranışları içerir. Bu davranışlar ortaya çıktığında sınıf etkinliklerini tahrip eder ve öğrencinin öğrenmesini ciddi biçimde engeller. Örneğin öğrencinin oturduğu yerden izin almadan kalkması. Bu davranışlar küçük olan rahatsızlık verici davranışlardır.

Önemli ama etkileri ve genişliği sınırlandırılmış sorunlar: Bu davranışlar etkinliği bozan ve öğrenmeyi engelleyen davranışlardır. Ancak bu davranışlar tek bir öğrenci veya az sayıdaki öğrenci tarafından yapılır. Bu gruptaki davranışlar çok ciddidir ancak okul kuralları veya sınıf baskısıyla izole edilirler. Örneğin diğer öğrencilere şiddet uygulama veya kavga eylemi gibi.

Öğrencinizi izleyin ve motive edin

Öğrencileri sürekli izlemek: Ders esnasında gözleri ile sınıfın tümünü gözlemeli, öğrencilerin hepsini görebileceği yerlerde durmalı. Bakış, sınıftaki tüm öğrencileri görebilecek şekilde olmalı.

Öğrenciyi motive etmek için onlara aktif olma fırsatı verilmeli, öğretmen merkezli öğretim yöntemleri terk edilmeli, mümkün olduğunca fazla öğrenciye söz hakkı verilmeli.

Öğrencilerin ilgilerini anlamak ve derse ilgiyi artırmak: İyi bir gözlemle öğrencilerinin ilgi düzeylerini keşfetmeye çalışmalı, ilginin dağılması ve sıkılma belirtilerinin görülmesi durumunda güncel bir konuyu tartışmak, mantık ve zekâ oyunlarını kullanmak, birkaç dakika serbest faaliyet yapmalarına izin vermek gibi yolları kullanarak ilgilerini yeniden kazanmaya çalışmalı.

Sınıf kurallarını tespit etmek: Öğrencileriyle tanıştığı ilk derste öğrencilerinden beklediği davranışlarla ilgili açıklamalar yapmalı, kurallar koymalı ve bu kuralların neden gerekli olduğu konusunda tatmin ve ikna edici açıklamalar yapmalı

Öğretim yöntemini değiştirin

Sorunu anlamak: Yapılması gereken ilk iş, sorunu anlamak olmalı. Davranışı anlamak, gelecekte ortaya çıkabilecek olan istenmeyen davranışların kestirilmesi açısından da gereklidir.

Görmezden gelmek: Davranış o an için hemen olup bitiyorsa, süreklilik göstermiyorsa görmezden gelinebilir. Ancak öğretmen, görmezden geldiği davranışı pekiştirmekten kaçınmak zorunda. Çünkü, istenmeyen bir davranışta bulunan öğrenci, bu davranışının görmezden gelinmesiyle kabul edilebilir bir davranış olduğunu düşünerek aynı davranışı tekrarlayabilir. Bu yöntemin dikkatli kullanılması gerekir.

Uyarmak: Öğrenciye, davranışının kabul edilemez olduğu çeşitli uyarılarla hissettirilebilir. Öğretmen vücut dilini kullanarak, dokunarak, sözle doğrudan veya dolaylı olarak soru sorarak, söz hakkı vererek uyarabilir.

Derste değişiklik yapmak: Sınıfta öğretmenin sürekli aynı yöntemleri kullanması, dersin sıkıcı bir hal almasına ve öğrencilerin dikkatlerinin dağılmasına neden olur. Ortaya çıkabilecek istenmeyen davranışlar, dersin işlenişinde, öğretim yöntemlerinde, araç ve gereçlerde değişiklikler yapılarak ortadan kaldırılabilir.

Sorumluluk vermek: Yapacak bir işi olmadığını düşünen veya işi kendisine ilginç gelmeyen öğrencinin istenmeyen davranışlara yönelmesi doğal. Bu durumda ona kendisini meşgul edecek bir iş vermek ya da işini kendisine daha ilginç gelecek başka bir işle değiştirmek istenmeyen davranışların önlenmesi konusunda yararlı bir yöntemdir. Sınıf başkanlığı yapmak, araç gereç getirip götürmek, ödevleri kontrol etmek gibi.

Öğrenciyle konuşmak: Yapılan bütün uyarılara rağmen öğrencinin davranışlarında bir değişiklik görülmüyorsa sorunun konuşulmasında yarar var. İstenmeyen bir davranış görüldüğünde hemen sıcağı sıcağına öğrenciyle ders içinde veya ders dışında, davranışının nedenleri ve sonuçları hakkında konuşulabilir.

Okul, aile ve rehber uzman ilişkisi kurmak: Bazı davranış sorunlarının boyutları, öğretmenin üstesinden gelemeyeceği kadar büyük olabilir. Böylesi durumlarda öğretmenin okul yönetimi, rehberlik servisi ve çocuğun ailesinden yardım istemesi ve işbirliği yapması en doğru davranış modelidir.

Rol modeller, bizlere ilham veren, bizlerin olumlu hedefler koymamızda ve onlara ulaşma noktasında bizleri cesaretlendiren kişilerdir. Onlar, saklı duran potansiyelimizi ve içimizdeki “en iyi” yi görmemizi sağlarlar. Diğer bir tanımlamayla rol model, hayran kaldığımız ve onun gibi olmaya çalıştığımız kimsedir. Bizler onların mükemmelliğe bağlılıklarından ve onların kendi kişisel gelişimimizi fark ettiren yeteneklerinden birçok şey öğrenmekteyiz. Bu süreçte onlardan alacağımız tavsiye ve yönlendirmeler belki de bizlerin ulaşmakta zorlandığımız hedeflerin kapısı için birer anahtar görevi görecektir.

Rol model olarak alınan kişi herhangi biri olabilir: ‘aile’, ‘kardeş’ ya da bir ‘arkadaş’… Fakat bizim için çok etkili ve hayat değiştiren rol modellerimizin birçoğu şüphesiz ki öğretmenlerdir.

“Öğrenci hazır olduğunda, öğretmen meydana çıkar.”

Marlene Canter, Mu Teacher My Hero

Öğretmenler, öğrencilerin bütün önemli gelişim evrelerini dikkatle izlerler. Bir düşünsenize haftanın beş günü ve ortalama günde yedi saat öğretmenler olarak sizler, öğrencilerinizin hayatlarının tam ortasındasınız. Onlar ailelerinden sonra, ilk olarak sizlerden yeni şeyler öğrenmeye baslar yani ilkokul öğretmenlerinden… Ardından, ortaokul öğretmeni olarak sizler, hayatta bir başka ve çok önemli geçiş dönemi olan “Ergenlik Dönemi” nde öğrencilerinizi yönlendirirsiniz. Genç yetişkinler olarak ortaokuldan liseye kadar, onların sorularını cevaplar, onların sıkıntılarını dinler ve onların yaşamlarındaki bu yeni safha ile ilgili bilmeleri gereken şeyleri öğretirsiniz. Sizler yalnızca öğrencilerimizin gelişimine şahitlik etmez aynı zamanda onların gelişimine katkıda bulunursunuz.

“Kahraman öğretmenlerin bizlere sadece akademik bilgileri verdiğini düşünürüz fakat onların aynı zamanda bizlere hayat dersi verdiklerini çok sık bilmeyiz.”

Maria Wale , My Teacher My Hero

Öğrencilerin öğretmenlerinden öğrendikleri şeyler müfredatlar ile belirlenemeyecek kadar sınırsızdır. Birbirinden önemli hayat dersleri vermekle sorumlu olan öğretmenlerimiz, bizim gelişimimiz noktasında da çok değerli katkı ve yardımlarda bulunurlar. Onların ilkokul yılları boyunca, öğrencilerin muhtemelen ayni yaştaki diğer çocuklarla ilk defa karşılaştıkları ve ilk arkadaşlık ilişkilerinin şekillenmeye başladığı zamanlar…

Öğretmenler her bakımdan deneyim depolarıdır. Gerek kendi yaşamlarından gerekse de şahitlik ettikleri yüzlerce öğrencinin deneyimlerine sahiptir öğretmenler. İşte bunlar sayesinde siz öğretmenler, onlara kendi hayatlarını bireysel olarak nasıl sürdürebilecekleri ve insanlarla olan ilişkilerini nasıl şekillendirecekleri konusunda can alıcı yönlendirmelerde bulunursunuz. İyi bir gözlemle beraber rehberlik eder ve gerekirse müdahale edersiniz.

Okul, akademik öğrenme sürecinin gerçekleştiği bir sosyal ortamdır ve bu doğrudur. Sadece eğitimimizin ilk yıllarında değil tüm eğitim hayatımız boyunca bu geçerlidir. Kaçınılmaz olarak zaman ilerleyip öğrenciler olgunlaştıkça öğretmenlerin de etkisini azaltmasına rağmen öğrencilerin gelecekteki hayatlarında insanlarla iletişime geçtikçe onların etkileri daha da gözlenebilir hale gelerek etkisini yaşam boyu sürdürmeye devam edecektir.

İyi bir öğretmenin bir öğrencinin yaşamını değiştirebileceğini söylemek hiç de abartılı bir söz olmaz. Öğretmen ile öğrenci arasındaki güçlü ilişkinin ne kadar faydalı olduğunu ispatlayan onlarca yaşanmış öykü vardır.

Öğrencilerini geliştiren en etkin rol model olarak öğretmenler, öğrencilerini yalnızca akademik bilgiyle donatmaktan sorumlu değildir. Eğer iyi ve etkili bir öğretmen olmak istiyorsanız, öğrencilerinizle bağlantı kurmalı ve onlara çeşitli açılardan yaklaşmaya çalışmalısınız. Çünkü iyi öğretmenler öğrencilerinin hem okul içinde hem de okul dışında iyiliğini gözetir. Öğrencileri ile güçlü ilişkiler kurarak, onların hayatlarını her yönden etkileyebilirler.

Bununla birlikte, öğretmenler öğrencilerine dönem arası ve dönem sonu sınavlarının ötesinde ileriki hayatında başarılı olmasına katkıda bulunacak önemli hayat dersleri de öğretebilir.

Bir öğrencinin hayatını değiştirmek o kadar da kolay bir süreç değildir. Çünkü bu yalnızca önemli öğretmenlerin yapabileceği bir şeydir. Bazı öğrenciler için daha fazla çaba ve zaman gerekebilir. Bazı öğrenciler durum olarak başarılı olduğu gibi bazıları ise başarılı olmasını engelleyen birtakım kişisel problemler yaşıyor olabilir ve bu noktada birileriyle konuşmaya ihtiyaçları olabilir. Yardıma ihtiyacı olan bir öğrenciye, öğretmenler her ne şekilde olursa olsun yardımcı olmalıdır.

Tüm kariyerini öğrencilerin hayatlarına nasıl etki edilebileceğini araştıran değerli öğretmenler için uzmanlar, öğrencileri etkileyebilmenin 3 ana yolunu şöyle aktarmışlardır:

1. EĞİTİM

İyi bir öğretmen, öğrencinin okul başarısında önemli yeri olan derslerini olabildiğince ufuk açıcı ve ilham verici bir şekilde anlatarak öğrenmeyi eğlenceli hale getirir. Uygunsuz davranışlarda bulunmaya, okuldan kaçamak yapmaya hatta okulu tümden bırakmaya meyilli öğrenciler, her zaman öğretmenlere daha çok bağımlıdırlar. Öğretmenler olarak sınıflarınızı daha ilgi çekici bir yer haline getirmeniz öğrencilerde öğrenmeye karşı merak uyandıracaktır. Ayrıca öğrencilerin derse ilgili olduğu ve rekabetin oluştuğu ortamda en iyi şekilde öğrenme gerçekleşir. Öğrencileri bu yönde motive etmek, kolay olmamakla birlikte, uzun vadede öğrencilerin hayatına çok büyük fayda sağlayacaktır.

2. İLHAM

Daha önce size daha çok çalışmayı aşılayan veya kendinize hedefler belirlemeniz ve o hedeflerin peşinden koşmanız için sizi destekleyen bir öğretmene sahip oldunuz mu? İyi bir öğretmen olmak için geçmişteki önemli öğretmenlerinizden herhangi birinden ilham aldınız mı?

İlham alan öğrenciler, başarılarını sürekli hale getirmede mantıksal bir şekilde hareket ederler ve potansiyellerini en iyi şekilde kullanma açısından kendilerini cesaretlendirirler. Öğretmenleri tarafından desteklenen öğrenciler, hiç akla gelemeyecek şeyler başarabilir ve bu almış oldukları ilham ve motivasyon hemen hemen her zaman etkisini hissettirir.

İlham verme, bir öğrenciye akademik başarı kazanmasında yardımcı olma, okul sezonu boyunca ya da kısa vadeli hedefler belirleme konusunda ya da gelecekteki kariyerine yönelik hedef belirlemelerine yönlendirme gibi değişik türlerde olabilir. Mezun olduktan sonraki yıllar, potansiyel iş yaşamında kendi başarılarında onları geçmişte sürekli destekleyen ve yeni şeyler üretme konusunda teşvik eden öğretmenlerinin yerini açıkça dile getireceklerdir.

3. REHBERLİK

Öğretmenler, öğrencilerinin hayatlarında kritik öneme sahip kararları almada güvenilir bir tavsiye kaynağıdır. Öğretmenler öğrencilerinin daha iyi eğitim almalarını sağlama, kariyer fırsatlarını araştırma ve rekabet etme gibi konularda yardımcı olabilmelidir. Öğrenciler; öğretmenlerine, ilerideki kariyer hayatları boyunca hayatlarının dönüm noktası olabilecek zamanlarda tavsiye ve fikirlerine ihtiyaç duyacağı bir danışman, ayrıca bilgi ve deneyimleriyle insanları aydınlatan, onlara yol gösteren bir nevi mentor olarak bakabilmelidir.

Her dört öğrenciden birinin okulu bıraktığını ya da her dokuz saniyede bir okulunu bırakan öğrenciler olduğunu biliyor muydunuz? İyi bir öğretmen geç olmadan bu gibi durumları fark edip önüne geçebilmelidir. Öğretmenler aynı zamanda problemleri değerlendirme ve alternatif çözüm yolları belirleme noktasında da yardımcı olabilmelidir. İşte bu gibi durumlarda hiç kuşku yok ki öğretmenler, öğrencilerinin hayatlarını değiştirme noktasında büyük etki sahibidir. İyi Bir Öğretmen Olmak Deyince
İKİNCİ DÖRT 25/02/2015 Öğretim Yöntemleri, Yeni Fikirler 2 Yorum 2304
İyi bir öğretmen olmak ne anlama gelir? Elbette ki yüksek referanslara, bilgiye, analitik düşünmeye ve zekânın tüm yetilerine sahip olabilmek çok önemlidir. Yine de iyi bir öğretmen olmak zekâdan, akıldan ve bilgiden çok daha fazlasını gerektirir.

Pekâlâ, iyi bir öğretmen hangi özelliklere sahip olmalıdır?

Kibar olmalısınız: İyi bir öğretmen öğrencilerine, meslektaşlarına, ailelere ve etrafındaki diğer tüm insanlara karşı kibar olmalıdır. Çok sevdiğim bir söz vardır: “Kibarlık hayatın devamını sağlar.” Gerçekten okulunuzda ve sınıfınızdaki atmosferin kibarlığınızla nasıl değiştiğine tanık olabilirsiniz. Kibar bir öğretmen olmak size, öğrencilerin sevildiğini, ruhlarının okşandığını hissettirecektir.

Şefkatli olmalısınız: Öğretmek çok insancıl bir uğraşı alanıdır ve şefkat insanlara onlarla ilgilendiğimizi, onları anladığımızı gösteren en üst seviyedeki duygularımızdandır. Şefkatli bir öğretmen hal ve hareketleriyle çevresindeki öğrencilerin karakterlerinin oluşumunda model olur ve sonuç olarak öğrenciler yaşadıkları dünyaya karşı daha yapıcı bir tutum sergilemeye başlarlar.

Empati kurabilmelisiniz: Empati, kendimizde ve öğrencilerimizde geliştirmeye çalışmamız gereken çok önemli bir özelliktir. Kendini bir insanın yerine koymak ve onun bakış açısından bakabilmek, hareketlerimizde ve aldığımız kararlarda çok güçlü bir etkiye sahiptir.

Empati Yapmak

Pozitif olmalısınız: Pozitif bir insan olmak kolay bir şey değildir. Hele de pozitif bir öğretmen olmak eğer ki çözümü çok sınırlı olan problemlerle karşılaşıyorsak zor bir meziyet. Yine de zor zamanlarda pozitif kalabilmek öğrencilerde ve çevremizdeki insanlarda çok ılımlı bir etki yaratır. Her zaman işin iyi taraflarını görmek, işlerin hallolmasını daha da kolaylaştıracaktır.

Yapıcı olmak

Yapıcı olmalısınız: İyi bir öğretmen boşlukları doldurur, ilişkiler, arkadaşlıklar, birliktelikler kurmaya yardımcı olur. Öğretmenler her zaman sınıf içinde ve dışında yapıcı olmalı, sorunları ortadan kaldırmalı ve her şeyin çok daha iyi görünmesini sağlamalıdır. Güçlü ve yapıcı bir birliktelik kurabilmek, iyi bir öğretmenin sınıfında hatta tüm okulda sağlamak istediği yegâne şey olmalıdır.

İlham vermelisiniz: Herkes iyi bir öğretmen, iyi bir öğrenci, iyi bir ana-baba ya da iyi bir insan olmak ister hiç kuşkusuz. Unutmayın iyi bir öğretmen, öğrencilerdeki saklı hazineleri gözler önüne seren olmalıdır ki çocuklarımızdaki yetenekler keşfedilebilsin. Bunu başarabilmek için onlara inancınızı göstermeli, ilham kaynağı olabilmek için de çok çalışmalısınız.

Peki ya siz, sevgili öğretmenlerim, gerçekten iyi bir öğretmen olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Başarılı Öğretmenlerin Farklı Yaptığı 25 Şey
İKİNCİ DÖRT 30/04/2015 Yeni Fikirler 4241
Bir öğrenciye, onu okulda başarılı yapan şeyin ne olduğunu sorduğunuzda, size muhteşem yeni bir kitap ya da harika bir eğitim film serisinden bahsetmeyecektir. Alacağınız yanıt çoğunlukla şu olacaktır: “Hep öğretmenim Bay Jones sayesinde. Çünkü o benden hiç vazgeçmedi.”

Çocukların başarılı bir eğitimden alıp hayatlarına taşıdıkları şey, genellikle kendilerine ve yaptıklarına tutku ve ilham aşılayan bir öğretmenle kurdukları ilişkide yatar. Başarıyı ölçmek kolay değil. Ve akademi dünyasında eğitimciler, öğrenmeyi nasıl ölçmeleri gerektiğini sürekli olarak yeniden değerlendiriyorlar. Ancak sorulması gereken ilk ve en önemli soru şu olmalıdır:

Öğretmenler öğrencilerine ulaşmayı başarabiliyorlar mı? İşte başarılı eğitimcilerin yaptığı 25 farklı şey…

1. Başarılı öğretmenlerin net hedefleri vardır.

Yeni bir yere doğru yol alıyorsanız, doğru yolda olduğunuzu nasıl anlarsınız? Yol işaretlerini ve bir harita (bugünlerde daha çok GPS) kullanırsınız. Eğitim dünyasında, öğrencileriniz için koyduğunuz hedefler sizin varış noktanız üzerindeki yol işaretleriniz gibi iş görür. Planınız ise haritanızdır. Bir plan yapmak derslerinizde yaratıcılığın eksik olduğu anlamına gelmez, aksine bu plan size, yaratıcılığı içinde dilediğiniz gibi kullanabileceğiniz bir çerçeve verir.

2. Başarılı öğretmenlerin bir amaç duygusu vardır.

Her iş günümüz “destansı” güzellikte geçmez. Bazen hayat sıradan ve sıkıcıdır. Büyük resmi görebilen ve bir amaç duygusu olan öğretmenler, zor ve sıkıcı günlerin üstesinden gelebilirler çünkü onların gözleri yolun sonuna odaklanmıştır.

3. Başarılı öğretmenler anında geribildirim almadan yaşayabilirler.

Bir ders planı hakkında saatlerce ter döküp de, öğrencilerinizden küçücük bir gülümseme ya da “Çok güzel bir dersti!” gibi bir övgü almadan dersi bitirmek kadar kötü bir şey yoktur. Çok fazla şey vermek ve anında sonuçlarını görememek çok zordur. Anlık hazlardan medet uman öğretmenler kısa sürede tükenir ve hayal kırıklığına uğrar. Öğrenmek, ilişkiler ve eğitim oldukça dağınık bir uğraştır. Daha çok bir bahçeye bakmaya benzer. Büyürken bolca zamana ve bolca kire ihtiyaç duyar.

4. Başarılı öğretmenler öğrencilerini ne zaman dinlemeleri gerektiğini ve ne zaman görmezden gelmeleri gerektiğini bilirler.

Öğrenci geribildirimini doğru okumak önemlidir. Öğrencilerini hiç dinlemeyen bir öğretmen eninde sonunda başarısız olacaktır. Öğrencilerini sürekli dinleyen bir öğretmen de eninde sonunda başarısız olacaktır. Ne zaman dinleyip karşındakinin fikrini uygulamak gerektiğini bilmek ve ne zaman “Hayır, böyle yapıyoruz. Çünkü ben öğretmenim ve uzun vadedeki büyük resmi görebiliyorum” diyeceğini bilmek kolay bir iş değildir.

5. Başarılı öğretmenler olumlu davranışları olan insanlardır.

Negatif enerji yaratıcılığı öldürür ve hata yapma korkusunun oluşması için harika bir zemin hazırlar. İyi öğretmenlerin iyimser ve neşeli bir ruh halleri, canlılıkları ve enerjileri vardır. Anlık başarısızlık ya da terslikleri geçmişte bırakıp nihai hedefe odaklanırlar. Pozitif olmak yaratıcılığı besler.

6. Başarılı öğretmenler öğrencilerinin başarılı olmasını bekler.

Bu, anne babalar için de geçerlidir. Öğrenciler kendilerine inanacak birilerine ihtiyaç duyarlar. Kendi yeteneklerini görebilecek daha bilge ve yaşlı insanlara gereksinim duyarlar. Başarılı öğretmenler çıtayı yüksek tutar ve sonra hata yapmanın normal olduğu bir ortam yaratırlar. Bu, öğrencilerin kendilerinden beklenen hedeflere ulaşana kadar denemekten vazgeçmemeleri için onları motive eder.

7. Başarılı öğretmenlerin mizah duygusu gelişmiştir.

Mizah ve zeka, kalıcı bir izlenim yaratır. Stresi ve gerilimi azaltır. İnsanlara içinde oldukları duruma farklı bir açıdan bakma şansı verir. Eğer 1000 öğrenciye en sevdikleri öğretmen hakkında sorular sorsanız, bahse girerim yüzde 95′i komik ve biraz çatlaktır.

8. Başarılı öğretmenler içtenlikle övgüde bulunurlar.

Evet öğrencilerin cesaretlendirilmeye ihtiyacı var, ama gerçek bir cesaretlendirmeye. Eğer yapabileceklerinin sadece yüzde 50′sini yaptıklarını bildiğiniz halde onları övüyorsanız, bu onlara iyilik olmaz. Hiçbir övgünün ve takdirin olmadığı bir ortam yaratın demek istemiyorum, ancak övgülerinizi mantıklı bir şekilde kullandığınız için değerli olduğu bir ortam yaratmalısınız.

9. Başarılı öğretmenler risk almayı bilir.

Bilge bir söz vardır: “Biraz fazla ileri gidenler, birinin ne kadar ileri gidebileceğini bilen kişilerdir.” Riske girmek, başarı formülünün bir parçasıdır. Öğrencileriniz, sizin sınıfta yeni bir şeyler denediğinizi görmeye ihtiyaç duyarlar. Kendi risklerinizi alırken hatalarla nasıl baş ettiğinizi yakından izleyeceklerdir. İnanın bu, öğrettikleriniz kadar önemli ve değerlidir.

10. Başarılı öğretmenler tutarlıdır.

Tutarlılık, “yapışıp kalmak” ile karıştırılmamalıdır. Tutarlılık, yapacağım dediğiniz şeyi yapmanız ve ruh halinize göre kurallarınızı değiştirmemenizdir. Böylece öğrencileriniz ihtiyaç duyduğunda size güvenebilirler. Çağın gerisinde kalmış öğretim metotlarına takılıp kalan öğretmenler tutarlılıklarıyla böbürlenebilirler, ancak bu zekice maskelenmiş bir inattan başka bir şey değildir.

11. Başarılı öğretmenler derin düşünür.

Takılıp kalmış ve inatçı bir öğretmen olmayı önlemek için, başarılı öğretmenler eğitim yöntemleri, yöntemlerinin sunumu ve öğrencileriyle nasıl bağ kurdukları üzerinde uzun uzun düşünürler. Derin düşünce, biraz anlayış ve kararlılıkla güçlendirilebilen zayıflıkları ortaya çıkarmak için gereklidir.

12. Başarılı öğretmenler kendi akıl hocalarını kendileri arayıp bulur.

Eğer çevrelerinde destek alabilecekleri kendilerinden daha bilge ve yaşlı kişiler yoksa, derin düşünen öğretmenlerin cesaretleri kolayca kırılabilir. Bir akıl hocasına sahip olmak için asla çok yaşlı ya da çok bilge olamazsınız. Akıl hocaları, “Evet, düşüncelerin doğru” ya da “Hayır, yanlış yapıyorsun çünkü..” diyen ses olabilir. Akıl hocaları, insanlara farklı bir bakış açısı sağlar.

13. Başarılı öğretmenler anne babalarla iletişim kurar.

Anne babalar ile öğretmenler arasındaki işbirliği bir öğrencinin başarısı için kesinlikle hayati değer taşır. Mutlaka açık bir iletişim yolu yaratın ki anne babalar size endişeleriyle gelebilsinler ve aynı şekilde siz de onlara gidebilin. Bir öğretmen ve anne baba “birleşik bir cephe” oluşturursa, öğrencilerinizin kaybetme şansı çok düşük olur.

14. Başarılı öğretmenler işlerinden zevk alır.

İşini seven öğretmenleri hemen fark edersiniz. Sanki bulaşıcı bir enerji yayarlar. Konu, çok zor bir matematik işlemi bile olsa, mutlaka canlıdır. Eğer işinizi ya da konunuzu sevmiyorsanız, bu öğretmenize de yansır. Neden motivasyonunuzun düşük olduğunu ve kendinizi sönük hissettiğinizi anlamaya çalışın. Belki de konuyla hiçbir ilgisi yoktur ve bu his sadece beklentilerinizden kaynaklanıyordur. Beklentilerinizi yeniden ayarlayın. Belki de öğretme sevgininiz tekrar geri gelecektir.

15. Başarılı öğretmenler öğrencilerinin ihtiyaçlarına adapte olur.

Sınıflar sürekli gelişen dinamik organizmalar gibidir. Gününe, sınıf mevcuduna ya da kim bilir ayın durumuna bağlı olarak öğrencilerinize uyum sağlamak için planlarınızı ya da programınızı değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Çocuklar büyüdükçe ve değiştikçe, öğretme yöntemlerinizi de değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Eğer hedefiniz bir müfredatı ya da yöntemi uygulamaksa, onu değiştirmek zorunda kalmak size kişisel bir hakaret gibi gelebilir. Öğrencileriniz ve hedefleriniz arasında bağ kurun, böylece zaman ilerledikçe değişimler yapmak konusunda sorun yaşamazsınız.

16. Başarılı öğretmenler sınıftaki değişimleri sıcak karşılar.

Bu bir önceki öneri ile bağlantılı, ancak ondan bir parça farklı. Hiç evinizden ya da yatak odanızdan çok sıkılıp tekrar yeni gibi hissetmek için her şeyi tekrar düzenlediğiniz oldu mu? Değişim beyni heyecan ve macera ile ateşler. Öğrencilerinizi de harekete geçirmek için bazen sınıfınızı değiştirin. Masaların yerini değiştirmek ya da rutinleri bozmak gibi basit değişiklikler, uzun bir yılın ortasında yeni bir hayatı içinize çekmenizi sağlayabilir.

17. Başarılı öğretmenler yeni araçlar keşfetmeye zaman ayırır.

Gelişmiş teknolojiler sayesinde sınıfınıza ve ders programınıza harika işlevler katmak için yepyeni kaynaklar ve araçlar var. Şüphesiz öğrencileriniz (sizden çok daha genç oldukları için) muhtemelen sizin daha elinizi bile değdirmediğiniz teknolojileri zaten kullanıyorlardır. Sınıfa teknolojiyi getirmekten çekinmeyin. Öğrencileriniz teknolojinin her yerde olduğu bir dünyada büyüyor olacak. Onlara güzel bir fırsat verin ve teknolojiyi sınıfınızda kullanın.

18. Başarılı öğretmenler öğrencilerine duygusal destek verir.

İçinde yaşadığımız dönem, öğrencilerin bilgiden çok duygusal desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem. Öğrencilerinizle duygusal düzeyde bir bağ kurmak, sizin tavsiyelerinizi daha fazla dinlemelerini ve bu öğütleri kalplerinde hissetmelerini sağlar. Öğrenciler öğretmenlere ihtiyaç duydukları kadar akıl hocalarına da ihtiyaç duyarlar.

19. Başarılı öğretmenler bilinmeyen karşısında rahattır.

Sınıf bütçenizin geleceğini, öğrencilerinizin anne babalarının katılımlarının düzeyini ya da verdiğiniz tüm emeklerin sonucunu bilmediğiniz bir ortamda ders vermek zordur. Daha felsefi bir açıdan bakarsak, şu soruyu sorabiliriz: Elinizde her şeyin cevabı yokken ne kadar rahatsınız? İyi öğretmenler, bilinmeyenlerle dolu bir ortamda bile öğretmeye devam edebilirler.

20. Başarılı öğretmenler anne babalar tarafından tehdit edilmiş hissetmez.

Maalesef bazen öğretmenler ve anne babalar birbirilerini tehdit ederler. Kendini güvensiz hisseden bir öğretmen, aileleri tehdit olarak görecektir. Bir öğretmenin hatasını yüzüne vurmak için bekleyen çok sayıda aşırı müdahil helikopter anne babalar olsa da, çoğu aile çocuğu için en iyi olanı ister. Başarılı öğretmenler yetenekleri konusunda kendilerinden emindir ve anne babalar sınıfa gelip fikirlerini belirtmek istediklerinde tehdit edilmiş hissetmezler. Ayrıca iyi öğretmenler, anne babaların tavsiyelerini izlemek zorunda olmadıklarını bilirler!

21. Başarılı öğretmenler sınıfa eğlence getirir.

Aşırı ciddi olmayın. Bazı günlerde hedef “eğlence” olmalıdır. Öğrenciler sizin insani tarafınızı görür ve hissederse, bu, güven ve saygının temelini atar. Eğlence ve eğitim, birbirini dışlayan şeyler değildir. Mizahı kullanmak en sıradan konuyu bile ilginç hale getirebilir.

22. Başarılı öğretmenler bütünsel öğretir.

Öğrenme vakum yoluyla gerçekleşmez. Depresyon, endişe ve zihinsel stres, öğrenme süreci üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Eğitimcilerin ve eğitim modellerinin bir kişiyi bütün olarak ele alması çok önemlidir. Matematik ile ilgili en komik ve en yenilikçi dersi veriyor olabilirsiniz, ama eğer karşınızdaki öğrenci anne babasının boşanacağını yeni öğrendiyse, ona hiçbir şey öğretemezsiniz.

23. Başarılı öğretmenler asla öğrenmeyi bırakmaz.

İyi öğretmenler programları içinde kendi öğrenmeleri için de zaman yaratırlar. Bu sadece belli bir konu hakkındaki bilginizi artırmaz, aynı zamanda sizi tekrar öğrenci konumuna getirir. Her zaman öğreten durumunda olduğunuz için kolayca unutabileceğiniz öğrenme süreci hakkında bir bakış açısı kazandıracaktır.

24. Başarılı öğretmenler kalıpları yıkar.

Bunlar kişisel kalıplar da olabilir. Mesela kendinize “Bunu asla yapamam” diyor olabilirsiniz. Belki de kendinize, “Asla öğrencilerin birbirine not vermesine izin veren bir öğretmen olmayacağım” diye sözler veriyor olabilirsiniz. Bu konuda çocukken kötü bir deneyim yaşadınız belki de. Bazen büyümenin önündeki en büyük engel kendimiz oluruz. Öğretme yöntemlerinizin içinde kalıplarınız var mı? İyi öğretmenler onları ne zaman kırmaları gerektiğin bilirler.

25. Başarılı öğretmenler kendi konularında uzmanlardır.

İyi öğretmenler işlerini çok iyi bilmeye ihtiyaç duyarlar. Eğitim metodolojisine ek olarak kendi konularınızı da çok iyi bilmelisiniz. Öğrenmeyi asla bırakmayın. Başarılı öğretmenler, meraklı kalmaya devam ederler. Öğretmenliğin Dünyanın En Güzel İşi Olduğunu Gösteren 7 Neden
İKİNCİ DÖRT 05/04/2015 Yeni Fikirler 2079
Bazen iyi öğretmenler işten ayrılır. Çünkü öğretmenlik çok emek isteyen bir iş. Duygusal olarak aşırı yorucu olabilir, hatta bazen imkansız bile olabilir. Ancak buna rağmen ben öğretmenliğin hala dünyanın en güzel işi olduğunu düşünüyorum. Neden mi?

Yaşamları dönüştürme potansiyeli vardır – Bir öğrenciye herhangi bir şekilde – akademik gelişimine, refahına ya da duygusal gelişimine yönelik olarak – yardım etmiş bir öğretmene sorun. Size kendini çok iyi hissettiğini hatta harika hissettiğini söyleyecektir.
Size sürekli yaratıcı olma fırsatı verir – Elbette öğretmenlerin yerine getirmesi gereken pek çok sorumluluk var, ancak öğretmenlerin her derste aynı zamanda yaratıcı olma imkanları da var. Öğretmenlerin yeni fikirleri hayata geçirmeyi denemek ve optimum öğrenme ortamının yaratılmasını sağlamak için pek çok fırsatı bulunmaktadır.
Sürekli daha iyi olma fırsatı verir – Öğretmenler mesleki gelişimleriyle ilgili adımlar atma konusunda teşvik edilirken, uzmanlardan ya da daha deneyimli meslektaşlarından bir şeyler öğrenme fırsatına sahiptir. Çok az meslekte gelişim ile ilgili bu kadar çok destek ve fırsat vardır. “Büyümeye dayalı zihin yapısı” öğretmenlik mesleğinin temelinin bir parçasıdır.
Mütevazı bir meslektir – Öğretmenlerin yaptığı işin miktarı, kendilerine yapılan ödemeyle şaşırtıcı bir orantısızlık gösterir. Hem de iki yönden: Birincisi, ödeme yapılan çalışma saatleri ve ödeme yapılmayan çalışma saatleri açısından. İkincisi, toplumdaki diğer benzer şekilde yaratıcı ve önemli (ve çok da önemli olmayan) mesleklerle kıyaslandığında. Ancak öğretmenler bu yüzden öğretmenlik yapmaz. Çok az öğretmen bu mesleğe maaşı yüzünden girer. Her şeyden önce içinde bir istek duyar.
Her zaman bir şekilde tatmin duygusu yaşatır – Öğretmek, içsel bir istektir ve kimse kendi iç sesi ona bu işi yapmasını söylemeden bu işe girmez. Elbette bu işi samimi duygularla yapmayanlar da vardır, ancak büyük bir çoğunluğun kalbi doğru yerdedir.
Öğretmenlik inanılmaz emek ister ve sıklıkla içimizdeki sesi kaybedebiliriz. Bazen kendimizi mesleğin, içimizdeki sesle hiç ilgisi yokmuş gibi görünen yönlerinin “çıkmaz”ına girmiş gibi hissedebiliriz. Ama dikkatle bakarsanız, pek çok ekstra talebin aslında bu işin özünde olduğunu görürsünüz: Velilere nereden geldiğinizi açıklamak, incelenmek, başkalarıyla işbirliği yapmak, not vermek…

Sonuncuyu ele alalım. Öğrettiğinizi düşündüğünüz şeyi öğrencilerinizin öğrenip öğrenmediğini anlamak çok önemlidir. Evet, çok fazla zamanınızı alır, ama bu bir öğretmenin deposundaki en önemli ve en temel kaynaklardan biridir.

Bütün çok iyi okullar öğretmenliğin bu yönlerini bilir ve tüm bunların okul zamanının bir parçası olmasını sağlayacak bir ortam yaratırlar. Eğer bu işler, okul zamanının bir parçası olarak kabul edilmezse o zaman tükenmişlik sendromunun yaygın olarak görüldüğü şartlar oluşmaya başlar.

Dünyayı 21. yüzyıla gerçekten taşımak için bir fırsat verir – Öğrencileri yeni teknolojilerle tanıştırmak ve onlara bildiklerini başkalarına sunmanın ve başkalarıyla işbirliği yapmanın yollarını göstermek, gerçekten çok heyecan vericidir. Modern öğretmenler aslında pedagojiye öncülük ederler ve daima geleceğe doğru bakarlar.
Öğrencilerin işbirliği yaparak çalışmalarını sağlamak, onlara inisiyatif vermek ve bilgi sunmak bağımsız öğrenmeyi sağlar. Ve bu tür öğrenme ortamları yaratmak, şimdiki öğretmenlerin sahip olduğu ve kendilerinden önceki öğretmenlerin sahip olamadığı bir fırsattır.

Çocuklar.
Sonuç

Öğretmenlik bazen aşırı yorucu olabiliyor, ama lütfen her zaman yaptığımız şeyin özünü hatırlayın. Biz değişim yaratıyoruz ve bu gurur duyulması gereken bir şey. Öğretmenler Yaşamları Değiştirebilir
İkinci Dört 13/01/2015 Yeni Fikirler 1843
İyi bir öğretmenin bir öğrencinin yaşamını değiştirebileceğini söylemek hiç de abartılı bir söz olmaz. Öğretmen ile öğrenci arasındaki güçlü ilişkinin ne kadar faydalı olduğunu ispatlayan onlarca yaşanmış öykü vardır.

Öğrencilerini geliştiren en etkin rol model olarak öğretmenler, öğrencilerini yalnızca akademik bilgiyle donatmaktan sorumlu değildir. Eğer iyi ve etkili bir öğretmen olmak istiyorsanız, öğrencilerinizle bağlantı kurmalı ve onlara çeşitli açılardan yaklaşmaya çalışmalısınız. Çünkü iyi öğretmenler öğrencilerinin hem okul içinde hem de okul dışında iyiliğini gözetir. Öğrencileri ile güçlü ilişkiler kurarak, onların hayatlarını her yönden etkileyebilirler.

Bununla birlikte, öğretmenler öğrencilerine dönem arası ve dönem sonu sınavlarının ötesinde ileriki hayatında başarılı olmasına katkıda bulunacak önemli hayat dersleri de öğretebilir.

Bir öğrencinin hayatını değiştirmek o kadar da kolay bir süreç değildir. Çünkü bu yalnızca önemli öğretmenlerin yapabileceği bir şeydir. Bazı öğrenciler için daha fazla çaba ve zaman gerekebilir. Bazı öğrenciler durum olarak başarılı olduğu gibi bazıları ise başarılı olmasını engelleyen birtakım kişisel problemler yaşıyor olabilir ve bu noktada birileriyle konuşmaya ihtiyaçları olabilir. Yardıma ihtiyacı olan bir öğrenciye, öğretmenler her ne şekilde olursa olsun yardımcı olmalıdır.

Tüm kariyerini öğrencilerin hayatlarına nasıl etki edilebileceğini araştıran değerli öğretmenler için uzmanlar, öğrencileri etkileyebilmenin 3 ana yolunu şöyle aktarmışlardır:

1. EĞİTİM

İyi bir öğretmen, öğrencinin okul başarısında önemli yeri olan derslerini olabildiğince ufuk açıcı ve ilham verici bir şekilde anlatarak öğrenmeyi eğlenceli hale getirir. Uygunsuz davranışlarda bulunmaya, okuldan kaçamak yapmaya hatta okulu tümden bırakmaya meyilli öğrenciler, her zaman öğretmenlere daha çok bağımlıdırlar. Öğretmenler olarak sınıflarınızı daha ilgi çekici bir yer haline getirmeniz öğrencilerde öğrenmeye karşı merak uyandıracaktır. Ayrıca öğrencilerin derse ilgili olduğu ve rekabetin oluştuğu ortamda en iyi şekilde öğrenme gerçekleşir. Öğrencileri bu yönde motive etmek, kolay olmamakla birlikte, uzun vadede öğrencilerin hayatına çok büyük fayda sağlayacaktır.

2. İLHAM

Daha önce size daha çok çalışmayı aşılayan veya kendinize hedefler belirlemeniz ve o hedeflerin peşinden koşmanız için sizi destekleyen bir öğretmene sahip oldunuz mu? İyi bir öğretmen olmak için geçmişteki önemli öğretmenlerinizden herhangi birinden ilham aldınız mı?

İlham alan öğrenciler, başarılarını sürekli hale getirmede mantıksal bir şekilde hareket ederler ve potansiyellerini en iyi şekilde kullanma açısından kendilerini cesaretlendirirler. Öğretmenleri tarafından desteklenen öğrenciler, hiç akla gelemeyecek şeyler başarabilir ve bu almış oldukları ilham ve motivasyon hemen hemen her zaman etkisini hissettirir.

İlham verme, bir öğrenciye akademik başarı kazanmasında yardımcı olma, okul sezonu boyunca ya da kısa vadeli hedefler belirleme konusunda ya da gelecekteki kariyerine yönelik hedef belirlemelerine yönlendirme gibi değişik türlerde olabilir. Mezun olduktan sonraki yıllar, potansiyel iş yaşamında kendi başarılarında onları geçmişte sürekli destekleyen ve yeni şeyler üretme konusunda teşvik eden öğretmenlerinin yerini açıkça dile getireceklerdir.

3. REHBERLİK

Öğretmenler, öğrencilerinin hayatlarında kritik öneme sahip kararları almada güvenilir bir tavsiye kaynağıdır. Öğretmenler öğrencilerinin daha iyi eğitim almalarını sağlama, kariyer fırsatlarını araştırma ve rekabet etme gibi konularda yardımcı olabilmelidir. Öğrenciler; öğretmenlerine, ilerideki kariyer hayatları boyunca hayatlarının dönüm noktası olabilecek zamanlarda tavsiye ve fikirlerine ihtiyaç duyacağı bir danışman, ayrıca bilgi ve deneyimleriyle insanları aydınlatan, onlara yol gösteren bir nevi mentor olarak bakabilmelidir.

Her dört öğrenciden birinin okulu bıraktığını ya da her dokuz saniyede bir okulunu bırakan öğrenciler olduğunu biliyor muydunuz? İyi bir öğretmen geç olmadan bu gibi durumları fark edip önüne geçebilmelidir. Öğretmenler aynı zamanda problemleri değerlendirme ve alternatif çözüm yolları belirleme noktasında da yardımcı olabilmelidir. İşte bu gibi durumlarda hiç kuşku yok ki öğretmenler, öğrencilerinin hayatlarını değiştirme noktasında büyük etki sahibidir.

Etiketler: »
Share
528 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?