• src nakliyat
  • SERHAT KIRTASİYE&KİTABEVİ ESENYURT
  • SRC SİGORTA

logo

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine

Ey sevgili… En sevgili…

Şairler; şiirlerini neden yazdıklarını, orada ne anlattıklarını beyan etmezlerse okuyucular ya da eleştirmenler o şiirde neden bahsedildiğini asla tam olarak bilemezler. Bu yüzden de “bir şiirin okuyucusu kadar anlamı vardır” ya da “şiir okuyucusu tarafından her okunduğunda tekrar yazılır” gibi cümleler çok söylenmiştir. Ama bir şiir var ki şairi bize “ben naat diye yazmadım” diye açık açık söylediği halde okuyucusu ısrarla bu şiiri “naat” niyetiyle okuyagelmiştir. O şiir, Sezai Karakoç’un “Sevgili/ En sevgili/ Ey sevgili” dediği Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiiridir. Biz naat diye sevdik, naat diye bildik, naat niyetiyle okuduk diyen çoktur, haksız da değildirler elbette. Zaten peygamber sevgisi, Karakoç’un şiirini bir yerinden tutmaz mı hep?

Peki naat değilse nedir?

12 Mart döneminde Karakoç’a kaleme aldığı “İslam’ın Dirilişi” başlıklı yazısı sebebiyle dava açılır. Sonrasında yine “dava açılacak” mahiyette bazı yazılarını topladığı “Yazılar” kitabı sebebiyle de bir başka dava açılır. Bunun üzerine Sezai Karakoç İstanbul’dan Ankara’ya bir memuriyet görevine geçer. Davaların sonucunda bir de hüküm giyer. İşte çok sevdiği İstanbul’dan Ankara’ya adeta sürgün edilmiş ve sonra da hüküm giymiş Karakoç bu iki şiiri ’71 ve ’72 yıllarında ardı ardına bu hislerle kaleme alır.

 

İslam’la inşa edilen şehir: “Başkentler başkenti” İstanbul!

İslam medeniyetinin tarih boyunca kendini en üst seviyede gösterdiği Kahire, Buhara, Semerkant, Şam, Kandahar, Diyarbakır, Konya gibi pek çok şehirden söz edildi. Bunlar arasında en son ve en olgun biçimde üzerinde İslam’ı taşıyan ve gösteren şehir olarak İstanbul Karakoç’un bu şiirinde “başkentler başkenti” oluyordu. Şimdi ise tüm İslam coğrafyası, o kutlu günlerini kaybetmiş İstanbul’dan adeta ayrılmış ve sürgün edilmişti. Bu yönüyle de bütün İslam coğrafyası artık “sürgün ülke” idi. 

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine


Gelin gülle başlayalım atalara uyarak
Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine
Bir anda yükselen bir bülbül sesi
– Erken erken karlar ortasında
Güneş dönmüş ışık saçan bir yumurta-
Bana geri getirir eski günleri
Paslanmış demir bir kapı açılır
Küf tutmuş kilitler gıcırdarken
Ta karanlıklar içinde birden
Bir türkü gibi yükselirsin sen
Fısıldarım sana yıllarca içimde biriken
Söyleyemediğim ateşten kelimeleri
Şuuraltım patlamış bir bomba gibi
Saçar ortalığa zamanın
Ağaran saçın toz toprağını
Bana ne Paris’ten
Newyork’tan Londra’dan
Moskova’dan Pekin’den
Senin yanında
Bütün türedi uygarlıklar umurumda mı
Sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu
Geceme gündüzüme
Gözlerin
Lale Devrinden bir pencere
Ellerin
Baki’den Nefi’den Şeyh Galib’den
Kucağıma dökülen
Altın leylak

III

Ölüler gelmiş çitlembikler sarmaşıklarla
Tırmanmışlar surlarıma burçlarıma
Kimi ırmaklardan yansıma
Kimi kayalardan kırpılma
Kimi öteki dünyadan bir çarpılma
İçi ölümle dolu
Dönen bir huni
Doğarken güneş
Kesilmiş ölü yüzlerden
Bir mozayik minyatürlerden
Dokunur tenimize
Soğuk bir azrail ürpertisiyle ay
Ve birden senin sesin gelir dört yandan
Menekşe kokulu sütunlardan
Komşu dağlardaki nergislerden leylaklardan
Gözlerine ait belgeler sunulur
Ey aşkın kutlu kitabı
Uçarı hayallere yataklık eden
Peri bacalarının yasağı
Gönlümün celladı acı mezmur
Bana bıraktığın yazıt bu mudur
Ölüm geldi bana düğün armağanın gibi
Senden bir gök
Senden yıldızlar ördüler
Ateş böcekleri
O gece dört yanıma
Ey bitmeyen kalbimin samanyolu destanı
Sen bir anne gibi tuttun ufukları
Ve çocuklar gülle anne arasında
Seninle güller arasında
Tuhaf bir ışık bulup eridiler
Çocuklar dağ hücrelerinde erdiler
Aramızdaki sırra
Bir de ay ışığında büyüyen fısıltılar
Gençlik monologları
Seni alıp kaybolmuş zamanın çağıltısından
Bana getiren
Yasamız vardı
Öfkeyle yazardın sen bir yüzüne
Ölür ölür okurdum öbür yüzünde ben

IV

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome’nin Belkıs’ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca’da Emirgan’da
Kandilli’nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili

Sezai Karakoç

 

 

Etiketler: » » » » » » » » » » » »
Share
1101 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İMAMOĞLU’nun KKTC’de İşi ne?

    11 Mayıs 2019 DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, KKTC- KIBRIS, SON DAKİKA, YAZARLAR

    İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerine şaibe bulaştıran mazbata öncesi daha aday statüsündeyken Anıtkabir'e gidip Anıtkabir defterine makam ihlali yaparak ,suç işleyip İstanbul Büyükşehir belediye başkanı diye imza atan toplumu karıştıran İMAMOĞLU'nun KKTC'de İşi ne? Şimdiki hedefi ne makaryos heykelini niçin diktiğinimi anlatacak .yoksa hangi projenin kaçıncı evresinde ? Rauf Denktaş ın mezarını Ziyaret etti. Sibel ŞEN src haber KKTC...
  • Mobbing Bir Hastalıktır

    11 Nisan 2019 EĞİTİM, GENEL, GÜNDEM, YAZARLAR

    Mobbing Bir Hastalıktır Mobbing iş yerinde çalışma hayatında çalışanlara uygulanan baskı,yıldırma eylemidir. Bezdiride dediğimiz bu olay bir hastalıktır, Sistematik bir şekilde uygulanmaktadır Eğitimci yazar Erhan SARICA...
  • BEN YALNIZIM,BEN YALNIZIM,YALNIZIM

    11 Nisan 2019 EĞİTİM, GENEL, GÜNDEM, SON DAKİKA, YAZARLAR

    BEN YALNIZIM,BEN YALNIZIM,YALNIZIM… Çalışma ortamında mobbing üst düzey yöneticilere bağlı olarak dahada karmaşık bir hal alabilir.Ve yine üst düzey yöneticinin beceriksizliği mobbingin şiddetinin artmasınada olanak sağlar.    Mobbing uygulayıcısı kendisi için uygun bir ortam bulmuştur artık.Bu durumun tadını çıkarmaya başlar. Mobbing mağduru ise bu durumda çaresiz kalmıştır.İçinde bulunduğu durumu üst düzey yöneticilere anlatmakta ve ispatlamakta çaresiz kalacaktır.Velev ki onlarda mağduru suçlayacak ve bu süreci olumsuz yönde etkileyecekle...
  • Üç Yanlış Bir Doğruyu Götürmüyor

    10 Nisan 2019 EĞİTİM, GENEL, GÜNDEM, YAZARLAR

    Üç Yanlış Bir Doğruyu Götürmüyor. Mehmet Nuri KAYNAR Aldığımız temel eğitimde, daha küçük yaşlardan itibaren bilinçaltımıza hata yapma korkusu yerleşmiştir. Başarılı olmanın hata yapmamak olduğu öğretilmiştir. Formül basittir: “Hata yapma, ezberle, ama sana sorulduğunda mutlaka doğru cevabı söyle. Bilmiyorsan sus. Unutma üç yanlış bir doğruyu götürür.” Sadece okul yıllarında değil, yetişkinler olarak gündelik hayatta da bu böyle değil mi? Soru sorulup görüş istendiğinde katılımın az olması çoğu zaman bundandır. Birçok insan hata yapma ko...