• src nakliyat
  • SERHAT KIRTASİYE&KİTABEVİ ESENYURT
  • SRC SİGORTA

logo

YAVUZ AHMET KOÇ KİMDİR?

YAVUZ AHMET KOÇ

 

1978 Mersin-Erdemli doğumlu. 19 Mayıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği mezunu. Ankara’da yaşıyor. Öğretmenlik yapıyor. Tolga Emin ve Mehmet Eren’in babası. 1998’den bu yana hikâye ve roman yazıyor. Hikâyeleri Kaçakyayın, Dergâh, Hece, Heceöykü, Fayrap gibi dergilerde yayınlanırken 2011 yılında tamamladığı Şehzade Mustafa romanı 2014 yılında yayınlandı.

 

Pijama ve Kravat,

1 uzun 19 kısa hikayeden oluşuyor. Yavuz Ahmet, okuyucuyu her hikayede farklı bir hayatı keşfe çıkarıyor. Her hayat başka bir duygudan yapılma. Gerçek insanların saklı kalmış kaderleri. Gece yarısı sokakta ayva arayan adamlar kim? Hakim Mehmet bey, babasının son isteğini neden yerine getiremiyor? Şoför Hüseyin, trafik cezasını ödememek için ne yapacak? İşsiz Selahattin ailesini terk edip kimle buluşacak? Böcüoğlu Konağı’nda ne işler dönüyor? Koyunlar uçabilir mi? Pijama ve Kravat, insana merhametle yaklaşan, incelikli bir hikaye kitabı.

 

 

Azrail Menekşesi“Bitanem! Bir gün, Şarlo kapını çalarsa sakın kapıyı yüzüne kapama. Bil ki geceleri uykunu “Nerdesin?” diye bölen o ses bana aittir. Gözlerimi kendi ellerinle kapa. Kapamadan önce gözlerime bak. Şu yalan dünyadan giderken gördüğüm son şey senin gözlerin olsun. Bir de çiçekleri sulamayı unutma, solmasın garipler.”

Hep âşıklar sevgiliyi anlatmıştı, bu defa sevgili âşığı anlatıyor.

Azrail Menekşesi, 1930’lardan 2000’lere varan, ihanetle bölünmüş bir aşkın “keşke”lerle dolu, harf simgeciliğiyle örülü hikâyesi…

Yetmiş yaşındaki Canan, en yakın arkadaşı Nüzhet’in ölümüyle beraber geçmişi yeniden yaşamaya ve yaşadıklarını günlüğüne yazmaya başlıyor.

 

 

OTUZ ALTINCI YEMİN”İnsan ömrü ön kapağı doğumla açılan, arka kapağı ölümle kapanan bir romandır. Şimdi söyle bakalım: Şimdiye kadar o romanın okuruydun. Bundan sonra yazarı olmaya var mısın? Yoksa okur olarak kalmaya devam mı edeceksin? Kalmaya niyetliysen o romanın ana karakteri vasfınla tek rolün, romanın her bir safhasında kişisel tarihinin önünde kendi kaderinin tecellisine tanıklıktan ibarettir. Yok, artık yazmaya niyetliyim diyorsan vazonun dibindeki toprağa değil vazonun kendisine bak! Gerçek çoğu zaman gözümüzün önündedir. Ama insan onu ayrıntılarda arar. Tıpkı vazonun kendisine bakmak yerine toprağı eşeleyen biri gibi.”

 

ŞEHZADE MUSTAFA

Kalemimi Hürrem Kırdı, Hikayemi Yahya Yazdı …
Fetvasız ve Fermansız Bir Ölümün Hikayesi…

On altıncı yüzyılda Anadolu’da akbabalar yaşamaktadır. 1553 yılında Osmanlı ordusu sefere çıktıktan sonra İstanbul akbabaların istilasına uğrar. Aynı günlerde, Saray’da Rüstem Paşa’nın, Hürrem Sultan’ın pençelerine düşen bir isim, son günlerini yaşamaktadır: Şehzade Mustafa.
Tarih, bazen anlatıldığının tam tersine yaşanmıştır ve çoğu zaman da yaşandığının tam tersi metinlerle anlatılmıştır.
Bir tarafta, babası Beyazıt’ı zehirlettiği iddia edilen bir padişah, yani Yavuz…
Yavuz’un gölgesinde bütün ömrünü sorgulayan bir sultan, Kanuni…
Diğer tarafta babası tarafından idamına karar verilen bir şehzade…
Taşlıcalı Yahya’nın dilinden, Şehzade Mustafa’nın ölüme yürüyüşünün hikayesi…

YAZAN: src haber EDİTÖRÜ ZUHAL KOCA

Etiketler: » » » » » » » » » » » » »
Share
1851 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI