• src nakliyat
  • SERHAT KIRTASİYE&KİTABEVİ ESENYURT
  • SRC SİGORTA

logo

Zaferle değil, Seferle mükellefiz

Yenidünya İdealine Doğru: Safımızı Belirleyelim
-zaferle değil, seferle mükellefiz –
Mehmet Nuri KAYNAR
BESAM Başkanı
www.besam.org.tr

Dünya mazlumlarının elleri gökyüzüne, gözleri ise Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu boşa çıkaramayız. Ya başaracağız. Ya başaracağız. Aksini düşünmek bile istemiyorum. Eğer üzerimize düşenleri yapmaz ya da yapmaya güç yetirip de çeşitli mazeretlerin cazibesine kapılıp yapmaktan imtina ettiklerimizden dolayı bu diriliş sekteye uğrarsa bunun hesabını yaradan rabbimize veremez, ümmeti olmaktan şeref duyduğumuz Peygamberimizin de yüzüne bakamayız.

Türkiye olarak, yeni bir dünya için, medeniyet sıçraması yapmak idealini diri tutmalı, bu idealin gerçekleşmesi için çalışmalıyız. Dünya dengelerini iyi okuyarak bağımsız stratejiler geliştirebilmeliyiz. Bağımsız stratejiler geliştirebilmemiz içinde her alanda kendi ayaklarımız üzerinde durabilmeyi başarmalıyız.

Geleceği kurgulamak için yaşadığımız anı kuşanmamız gerekir. Türkiye’mizin elini güçlendirecek, gelişmeleri göğüsleyebilecek donanıma sahip olmalıyız. Dünyanın kalp atışlarını hissetmeliyiz. Dünya siyaseti ve ekonomisi nereye gidiyor? … Türkiye, elindeki kozları artırmalıdır. Uluslararası rekabette bu kozlarını iyi kullanmalıdır. Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Kafkaslardan, Ortadoğu’ya, Afrika’dan, Balkanlara hatta Avrupa’ya kadar Türkiyesiz yapılan hiçbir planın başarı şansı yoktur. Türkiye’nin tüm bu bölgelerde nüfuzu, ağırlığı vardır.

Kendi kimliğine ve tarihine dayanmayan toplumların varlıklarını uzun süre devam ettirmeleri mümkün değildir. Kendi kültür kodlarımızdan beslenerek, kendi gücümüzle geleceğimizi kurgulamalıyız. Kaderini bir başka ülkenin veya birliğin alacağı kararlara bağlayanların akıbetlerinin; Filistin’den, Afganistan’dan, Irak’tan, Mısır’dan, Suriye’den farklı olmayacağını da acı tecrübelerle anlamış olmamız gerekir.

Türkiye, büyük düşünmek zorundadır. Dünya ile senkronize olmak demek, batı tipi emperyalist küreselleşmeye boyun eğeceğimiz, onların kölesi olacağımız anlamına gelmez. Biz içlerinde olsak da Türkiye olarak var olmalıyız. Karşılarında olsak da yine Türkiye olarak var olacağız. Onun için her iki durumda da güçlü olmak zorundayız. Biz köklü bir geçmişi, kültürü ve bu birikiminden dolayı da her zaman “Medeniyet Projesi” olan bir gücüz, ülkeyiz. Güneş zamanı gelince doğar. Ve asla unutulmamalıdır ki gecenin en karanlık anı, şafağın söktüğü andır.

Umutlu olun! Asla umutsuzluğa kapılmayın. Filistinli, Iraklı, Afganistanlı, Mısırlı, Suriyeli,Türkistanlı ve diğer mazlum çocukların gözlerinin içine bakın. Ne demek istediğimi ve neden umutlu olmamız gerektiğini anlayacaksınız. Ben o masum, mazlum bakışlarda özlemle, umutla, adil, “Büyük Güçlü Türkiye”yi beklediklerini görüyorum. Çekildiğimiz tüm coğrafyalarda huzursuzluk var. Bölge halklarına, batının “Yeni Dünya Düzeni” kan ve gözyaşından başka bir şey verebildi mi? İnsanların hem yeraltı ve yerüstü kaynaklarını al, sonrada açlık ve gözyaşına mahkûm et. Bu zulüm değil de nedir? Bu adaletsizlik reva mıdır? Sizce bu Yüce Yaratıcının “Adli İlahisi” ne sığar mı? İnsanlık tarihi boyunca hangi zalim iflah olmuştur? Elbette mazlumların ahı ötelere ulaşacak, yeryüzüne adalet “Büyük Güçlü Türkiye” ile tecelli edecektir.

İşte bu; aydınlarımızın gayreti oranında yakınlaşacak, onların omuzlarında yükselecek kutsal bir yüktür ve herkes bu yüke omuz vermelidir. Dövünüp durmakla, birilerinden medet ummakla kaybedecek vakit yoktur. Kendi senaryolarımız olmalıdır. Kendi senaryoları olmayan ülkeler; başkalarının senaryolarında figüran rolü oynamaya mahkûm olurlar. Zayıf ülkelerin irade ortaya koyarak senaryo yazması mümkün olmadığı için başkalarının dış politika aracı olma seviyesinden ileri gitmesi de mümkün değildir.

Bu tarihi yol ayrımında safımızı belirlemeliyiz. İki tercihiniz var: Ya batı emperyalizmine boyun eğenlerin yanında olacak figüranlığa, verdikleri kölelik rolüne razı olacaksınız ya da yeni bir dünya için; tam bağımsız büyük, güçlü, lider Türkiye idealine inananların yanında olacak böylece kendi senaryomuzu yazacağız. Sonu ne olursa olsun ikincisinin daha onurlu olduğu şüphesiz bir gerçektir. Biz zaferle değil, seferle mükellefiz. Takdir bütün kâinatı bir düzenle yaratan Allah’a aittir. Bizim yapmamız gereken; Ülkemizin güçlenmesi için, işlerimizde, mesleklerimizde en iyi olmak, atalete düşmeden çalışmak ve üretmektir.

Yazımı Mevlana’nın şu hikmetli sözünü düşünmeye davet ederek bitiriyorum: “Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Şaşılacak şey odur ki; bu kuzu, kurda gönül bağlamış, âşık olmuştur.”

BESAM Başkanı Mehmet Nuri KAYNAR,

Etiketler: » »
Share
277 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İMAMOĞLU’nun KKTC’de İşi ne?

    11 Mayıs 2019 DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, KKTC- KIBRIS, SON DAKİKA, YAZARLAR

    İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerine şaibe bulaştıran mazbata öncesi daha aday statüsündeyken Anıtkabir'e gidip Anıtkabir defterine makam ihlali yaparak ,suç işleyip İstanbul Büyükşehir belediye başkanı diye imza atan toplumu karıştıran İMAMOĞLU'nun KKTC'de İşi ne? Şimdiki hedefi ne makaryos heykelini niçin diktiğinimi anlatacak .yoksa hangi projenin kaçıncı evresinde ? Rauf Denktaş ın mezarını Ziyaret etti. Sibel ŞEN src haber KKTC...
  • Mobbing Bir Hastalıktır

    11 Nisan 2019 EĞİTİM, GENEL, GÜNDEM, YAZARLAR

    Mobbing Bir Hastalıktır Mobbing iş yerinde çalışma hayatında çalışanlara uygulanan baskı,yıldırma eylemidir. Bezdiride dediğimiz bu olay bir hastalıktır, Sistematik bir şekilde uygulanmaktadır Eğitimci yazar Erhan SARICA...
  • BEN YALNIZIM,BEN YALNIZIM,YALNIZIM

    11 Nisan 2019 EĞİTİM, GENEL, GÜNDEM, SON DAKİKA, YAZARLAR

    BEN YALNIZIM,BEN YALNIZIM,YALNIZIM… Çalışma ortamında mobbing üst düzey yöneticilere bağlı olarak dahada karmaşık bir hal alabilir.Ve yine üst düzey yöneticinin beceriksizliği mobbingin şiddetinin artmasınada olanak sağlar.    Mobbing uygulayıcısı kendisi için uygun bir ortam bulmuştur artık.Bu durumun tadını çıkarmaya başlar. Mobbing mağduru ise bu durumda çaresiz kalmıştır.İçinde bulunduğu durumu üst düzey yöneticilere anlatmakta ve ispatlamakta çaresiz kalacaktır.Velev ki onlarda mağduru suçlayacak ve bu süreci olumsuz yönde etkileyecekle...
  • Üç Yanlış Bir Doğruyu Götürmüyor

    10 Nisan 2019 EĞİTİM, GENEL, GÜNDEM, YAZARLAR

    Üç Yanlış Bir Doğruyu Götürmüyor. Mehmet Nuri KAYNAR Aldığımız temel eğitimde, daha küçük yaşlardan itibaren bilinçaltımıza hata yapma korkusu yerleşmiştir. Başarılı olmanın hata yapmamak olduğu öğretilmiştir. Formül basittir: “Hata yapma, ezberle, ama sana sorulduğunda mutlaka doğru cevabı söyle. Bilmiyorsan sus. Unutma üç yanlış bir doğruyu götürür.” Sadece okul yıllarında değil, yetişkinler olarak gündelik hayatta da bu böyle değil mi? Soru sorulup görüş istendiğinde katılımın az olması çoğu zaman bundandır. Birçok insan hata yapma ko...